Gerçekten biz insanı en güzel biçimde yarattık (Tin süresi 4) derken Yüce Allah, neden insan huzurun, güzelin daha doğrusu kendi eşref-i mahlukatının düşmanı olur. Neden insan sürekli kendi kendini şükür aydınlığına çıkarmaz, idrak etmez de hep başka zamanlarda, mekanlarda ve karanlıkların derinliğinde yer arayarak, kendine yer açmaya çalışır. Neden iyilik adına iyilikle savaşır. Kahramanlığını kötülük üzerinden tesis etmeye çalışır. İnsan neden kendini ihmal eder de çevresini düzeltip düzenlemeye çalışır.
Kendi içinde huzursuzken çevresine karşı mutlu gözükür. İnsan neden dürüst olanın, erdemli olanın peşinden gitmez. Neden insanın arkasından konuşur da , yüzüne bakarak konuşmaz. Neden her zaman ölü etini yemeğe talipli olur da, hep fasıkların sözüne itibar eder ve muttakileri es geçer. Gerçeklerle yüzleşeceği zaman neden hep yanılgılardan yana tavır alır. İğrençliğin hakimiyetine teslim olur da, temiz kalmaya , güzel olamaya gayret etmez.
Neden her yeni tanıdığı erkeği nasıl bir düşman yaparımın, her yeni tanıdığı kadını nasıl elde eder sonra bir paçavra gibi sokağa atarımın hesabını yapar. Neden sürekli kendisine bakan, kendisinden başka her şeyi bir sinek gibi gören insan, ölümün acizliği karşısında zavallı ve kokuşmuş balçık halini alacağını bilirken kibirden asla vazgeçmez. Neden sürekli manasızlığın yörüngesinde gezerek, zamanını iki yüzlü kullanmaya çalışır. Neden münafıklığın tahtında saltanat sürer de kendisini sultan diye satar. Neden güce ve güçlüye sırtını dayadığı zaman zalim kesilir de, güçten düştüğü zaman kendisine yer bulmak için zavallı ve masum rolüne bürünür.
İnsan neden her zaman mazlum görünür de zalim olmanın hesabını yapar. Özgürlük uğrunda mücadele verdikçe zulüm adaletsizliğine yol açar. Neden dinini Allah için yaşamaz da kişiye ve çıkarına göre dönemsel olarak yaşar. Dindarlık varken dindar kesilir de, neden yokken yahudi mantığına bürünerek kindar kesilir. Çamura batmış ruhunu ne ırmak temizler, ne gökten yağan yağmurlar. Neden her şeyin daha kötüsünü yapar da, günahkar hayatın dağılmış izlerini yeni yepyeni sevabmış gibi pazarlamaya çalışır.
İnsan neden elde edemedikleri ile birden isyana, inkara gider. Acze düşer de halbuki zihnini irfanını genişletse, yaptığı işleri kendisine mal etse ve kendisini sürekli canlı tutsa ne olur. İnsan neden kendini muhafaza etmez , neden fert olarak cemiyet adına kalmaz. Hayatla kendisini doldurmaz da hayatın içinde erimeye bırakır. İnsan neden bir işe yaramanın, kendisine sadık olmanın ve her şeyden evvel bir şahsiyetinin olmasının gerektiğini unutur. İnsan neden ruhlar aleminde sahibine verdiği sözden uzaklaşır da, bu büyük kainatta kendisini bir deve dönüştürerek, kendisini maddenin cazibesine kaptırıp peşinden gider.
Oysa zalim zamanın basit ve iki günü birbirine eşit olan zavallı bir varlığı olduğunu her zaman unutur. Neden insan adaletin yayılması, servetin eşit şekilde dağılmasını sağlamazda,bir kısmının kini artırır,diğer kısmının kini azaltır. İnsan neden zamanı aceleci kullanır ve kendi zaman şuuruyla var olmak ve yaşamak ister. Neden her zaman kendi istediği kelimelerde yaşamak ve peşinden gitmek ister. Para, makam, kadın ve sürekli kendisine yaşam zevkini tattıracak mübah kelimelerin peşinden koşar. İnsan neden saadetlerini, insanı mesut eden tebessümlerini, ümitlerini eskimiş hesaplara tekrar döndürüp keskin bıçak sözlerine ve hançer yarası açan ihanetlere yöneltir.
Neden insan her şey olmaya çalışır, her şeyde kendisini biraz daha kaybeder ve kendisini bulamaz hale gelir. İnsan ömrü neden küçük meselelerle uğraşmaktan, gündelik hadiselerin sarmalından, zamanın zulmünü bertaraf etmekten kurtulamaz. Neden asıl meselelere geçemez, asıl meselelerin yoruculuğundan, sorumluluklarından, hesap vermelerle yüzleşmekten, kendisini tanımayacak hale gelmekten korkar. Neden insan insanı malzeme olarak kullanır da bu kullanma anında ne kadar kin, garez, büyüklenme arzusu varsa hepsini ortaya koyar. Yani insan insana yüklenerek , kendi ruhunun hastalıklarını insana aşılayarak çıkacağı her yere insanı bir basamak olarak kullanarak çıkar.
Oysa insan hayattan çekilince bütün tasarrufların, zekasını, kalbini, ruhunu, hafızasını ve her şeyini alıp götürdüğünü unutur. Sonbahar yaprakları ölümün sarı rengine bürünmüş ve bütün şehrin insanlarının ömürlerinden bir ömür düşürürken insan kendisini hala neden yazın oynak renklerinde sanır. İnsan yeni medeniyetin ev sahibi olmak yerine, eskinin mirasçılığı üzerinden kiracı olmaya talim olur. Neden insan yapıcı olanlarla meşgul olmaz, hakikatin peşinden gitmez, hakikati almada yıkıcı, vermede ise sahte olanın peşinden gitmeye çalışır. Neden asil sükunetini rezil ve alçaltıcı alçaklığa, aklından geçirdiği bin bir kötülüğe nasıl düşüreceğini düşünür. Neden kendileri yaratılmış olduğu halde hiçbir şey yaratamayan şeyleri ortak koşar(Araf 191)