İnsanlık tarihinde neredeyse ilk defa tüm ülkeleri etkisi altına alan böylesi bir krizin bu boyutlara geleceğini kimse önceden ne hesap etmiş, ne de öngörmüştür. Ve birçok ülke, özellikle sağlık sektörünün acil ihtiyaç duyacağı medikal malzemelerin temininde yetersiz kaldı. Her zaman gıpta ile baktığımız ve sürekli karşılarında komplekse girdiğimiz Avrupa ülkeleri neredeyse birbirinin medikal malzemelerine el koymaya başladılar. Ancak böylesi krizlerde belirsizliği ve güvensizliği ortadan kaldırarak, en az zararla krizden kurtulmanın yollarından birisi, böylesi durumlara hazırlıklı olmayı sağlayacak alternatif üretim kapasitesi altyapısına sahip olmaktır.
Covid-19 nedeniyle küresel krizden ülkemiz de fazlasıyla etkilendi. İşte tam da burada bugüne kadar eğitimin hor görülüp en işe yaramaz ama(özünde yetenekli) öğrencilerin yönlendirildiği Meslek Liseleri, adeta seferberlik ilan ederek aşkla, şevkle üretim kapasitelerini harekete geçirerek temizlik malzemelerinden maske üretimine, tek kullanımlık önlük ve tulumdan yüz koruyucu siperlere kadar çok farklı ürünler imal ederek sağlıkçıların ve milletimizin içini rahatlatmış, ülkemizi de dışarıdan parayla malzeme satın almaktan kurtarmıştır. Marifet, iltifata tabidir diye bir söz vardır.
Eğer siz birilerine üretme imkanı verirseniz elbette ortaya iyi ya da kötü ürün çıkar. Meslek Liselerimiz de bu süreçte fazlasıyla güzel ürünler çıkararak kendilerini üretimin bir parçası olarak ispatlamışlardır. Herbiri bir fabrika gibi çalışan Meslek Liseleri, başta Milli Eğitim Bakanımız Sayın Ziya SELÇUK’un verdiği motivasyonla eğitimin üreten yüzü olduğunu gösterdi. Kriz zamanları görmezden gelinen alanlar için bazen fırsata dönüşmektedir. Mesleki Eğitim de bu alanlardan biriydi. Covid-19 krizi ile Mesleki Eğitim üretime yaptığı katkılarla kendisini ispatlamıştır.
Meslek Liseleri “bu alanda ben de söz sahibiyim” diyerek yapılacak LGS sınavlarında bundan sonra belki de tercih sıralamalarını yükseltecektir. Mesleki Eğitimin fedakâr öğretmen ve öğrencileri içinden geçtiğimiz bu zor günlerde Mesleki ve Teknik Eğitimin bireylere sadece mesleki ve teknik bazı beceriler kazandırmaya yönelik bir eğitim faaliyeti olmayıp ülkesini, toplumunu düşünen tam bir ahilik ahlakı çalışmasıyla toplumsal dayanışmanın ve yardımseverliğin de en güzel örneğini göstermiştir. Ve bütün herkese” iyi ki varsınız, kara gün dostu Mesleki Eğitim” dedirtmiştir.
Bu vesilelerle umarız bütün Meslek Liselerimiz birer fabrikaya dönüştürülür. Nitekim ülkemizdeki meslek liseleri bütün dünyayı etkisi altına alan bu kriz döneminde ülkenin acil ihtiyacı olan ürünlerin üretilmesi kapsamında ortaya koydukları performansla bir ülke açısından ne denli önemli olduklarını somut olarak göstermişlerdir. Yorumlarda dünyada ekonomik anlamda bir daralmanın olacağından söz edilmekte, hatta bazı ülkeler ekonomik daralma oranlarını ilan ettiler bile. Biz ülke olarak bu süreçte Mesleki Eğitimin üretime olan katkısına hep beraber şahit olduk.
Yüzlerce alan ve dalda öğretim programı uygulayan Mesleki Eğitim Merkezleri olası daralmanın yaşanması durumunda bu daralmayı aşmada da önemli bir güç olacaktır. Burada Milli Eğitim Bakanlığı, LGS öncesi Mesleki Eğitimde nitelikli okul sayısını artırmalı gerekirse tercih dönemlerinde zeki öğrencileri ısrarla Meslek liselerine yönlendirmelidir. Son dönemde mesleki ve teknik eğitimde yaşanan gelişmeler sorunların çözümü noktasında umut vaat etmekte. 2023 Eğitim Vizyonu Belgesi’nde Mesleki ve Teknik Eğitim’deki sorunların çözümü noktasında somut bazı planlamaların devreye girmesiyle birlikte Mesleki ve Teknik Eğitimde olumlu gelişmelerin yaşanması ise oldukça sevindiricidir.
Özellikle OSB’lerde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı iş birliğiyle mesleki ve teknik okul sayısının arttırılması ve sektörün mesleki ve teknik eğitimle iş birliğini arttırmaya dönük belli alanlarda eğitim vermek üzere açılan istihdam garantili meslek liseleri gibi uygulamalar kısa vadede etkili sonuçlar ortaya koymuştur. Nitekim son birkaç yılda Mesleki Eğitim Merkezleri’ne kayıt yaptıran öğrenci sayısının artmış olması Mesleki ve Teknik Eğitim adına oldukça olumlu gelişmelerdir. Özellikle istihdam garantili meslek liselerine başarılı öğrencilerin yönelmeye başlamış olması sorunların çözümü adına yapılan uygulamaların doğru olduğunu göstermektedir.
Sonuç olarak Covid-19 tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de uzaktan eğitim, müfredatın bir parçası olacak gibi görünüyor. Eğitim sisteminde de yeni değişimlerin ayak sesleri işitilmekte. Okullar bundan sonra sadece okula gel git mantığında olmayacak, tam tersi üreten ve fayda sağlayan bir sisteme geçmeli. Çantasını omuzuna atıp sınıfında, sırasında yarı uykulu yarı uyanık bir öğrenci varlığı sorgulanmalı. Önlüğünü giyen elinde malzemeleri ile ben ne yapabilirim diyen öğrenci mantığına bürünmeli. Her zaman dile getirdiğimiz gibi yine Milli Eğitim Bakanlığı’na sesleniyoruz. Gecikmeden bir an önce Mesleki Ortaokulların açılması gereklidir. Zaman kaybetmeden uzaktan eğitimde Fen Liseleri ve Anadolu liselerine yönelik yapılan geliştirici alt yapı çalışmalarının Mesleki Eğitim için de planlanması önemlidir.
Bu bağlamda, teknolojik değişim ve dönüşümü gerçekleştirmek bir zorunluluk halini almıştır. Bunun da yolu Türkiye’nin sanayide dijital dönüşümü hızlandırması, bilim, sanayi ve teknoloji politikaları ile birlikte temel eğitimden mesleki eğitime kadar tüm eğitim olgusunu değiştirmesidir. Eğitimin üreten yüzü meslek liselerinin ülkenin geleceğinde daha etkin rol almasını sağlayacak bu değişimler, iyi niyetli birkaç girişimle sınırlı kalmamalı ve tüm toplumun üzerinde ittifak ettiği bir politika haline getirilmelidir.