Besmele, Allah'la yapılan bir sözleşme her Peygamber ve ümmetinin kullandığı bir şifredir. Besmele'nin Hz. Muhammed (sa.s.)'den önceki peygamberler döneminde de kullanıldığını Kur’ânı Kerim’den anlıyoruz: Hz. Süleyman'ın, Saba kraliçesi Belkıs'a yazdığı İslâm'a davet mektubu bu cümleyle başlamaktadır. Besmele, bir işe başlamak için Allah’tan İzin ve onay İstemektir.(alıntı) Besmele; . Hayırlı ve helâl bir işe başlarken, Allah'ın adını anmak ve bu adla işe başlamak için çekilir. "Besmeleyle başlanmayan herhangi bir işte bereketsizlik ortaya çıkar."buyuran Peygamber Efendimiz’in, günlük hayatındaki birçok iş münasebetiyle besmele çektiği ve besmeleyi tavsiye ettiği bilinmektedir. Bir Müslüman besmele çekmekle, "nefsim veya başka bir varlık adına, ilah adına değil; Allah adıyla, o'nun rızası için ve o'nun izniyle başlıyorum." demek ister(alıntı). O'nun Rahman ve Rahîm isimlerinin tecelli etmesini beklediğini, böylece hem dünya hem de âhiret saâdeti dilediğini ifade etmiş olur. Giriştiği işe güç yetirebilmesi için gerekli olan kudretin yüce Allah tarafından ihsan edilmesini temenni ettiğini belirtmiş olur. Kendisinin devamlı olarak o'nun yardımına muhtaç olduğunu bildirmiş, böylece ezelî kudretin yardımına talip olmuş olur. Besmele çeken mümin, "O'nun müsaadesiyle bu işi yapıyorum. Çünkü bu başladığım işin tamamlanmasında gerekli olan kuvvet o’nun tarafından bana verilmiştir. O bana bu kuvveti vermezse, ben bu işi tamamlayamam" demek ister. (alıntı) Helâl ve hayırlı bir işe başlarken Allah'ın adını anmak, her Müslümanın üzerinde titizlikle durması gereken görevlerindendir. Kur'an-ı Kerim'in ilk âyeti de besmeledir. Besmele, Kur'ân-ı Kerim'in 114 Suresinden 113'ünün giriş cümlesi olarak yer almaktadır. Yine Neml (30) da Bismillâhirrahmânirrahîm ayet olarak geçiyor yani yine 114 yerde geçmiş oluyor.“Tevbe” suresi hariç. Böylece Allah ile kul arasında sevgiye dayalı olan derin münasebeti ifade eden besmele, İslâm'ın bir sembolü ve her iyiliğin anahtarıdır. Kişi ile Allah arasındaki bu ilişki, sadece Allah’tan yardım istenip o’ndan medet umulacağı Fâtiha, suresinde görülmektedir. Kendisi aciz olan, korunmaya muhtaç kimselerin başkalarını koruması mümkün olmadığını bilip her şeye kadir Allah’ın kapısını çalmaktır. Besmele, bütün iyiliklerin, tüm güzelliklerin o’ndan olduğunu kabul edip o’nun müsaade ettiği şeylerin o’nun adıyla yapılması sayesinde daha da güzelleşeceğini anlamaktır. Allah, Rahman ve Rahîm sıfatlarıyla bize merhametle muamele edeceğini vaat ediyor; biz de, imtihan için bize verilen iradeyi istismar etmeyeceğimizi ve o'nun ilkelerine bağlı kalacağımızı besmeleyle kabullenmiş oluyoruz. Besmele, Allah'ın tespit ettiği kulluk programını kabul etmektir. Besmele çeken kul, şöyle demiş olur: "Ya Rabbi, şu an, kulluk maddelerinden birini işleyeceğim. Senin ismini anıyor ve iznini istiyorum." Besmeleden maksat, yapılan işte bereketin artmasını taleptir. Haram veya mekruh bir fiilin çoğalması ve bereketi istenemez. Haram meclislerde, meyhane ve kumarhane görevi yapan kahvehanelerde otururken, faizli işlemlerde bulunurken, yalan ve kandırma içeren ticari ilişkilerde, haram sayılan programlar izlerken besmele çekilmez. Haram olduğu tartışmalı olan hususlarda ve harama yakın mekruhlarda da besmelenin çekilmesi, vebali büyütür.(alıntı) Kâmil bir Müslüman da, besmele çekemeyeceği bir işi yapmamaya özen gösterir. O yüzden, besmele insanı eğitir, terbiye eder, kötülüklerden uzak tutar. Çünkü besmele çeken bir kimse, ağzından çıkan ifade ile yaptığı eylem arasında bir paralellik kurmak zorunda olduğunu, eliyle dilinin birbirini yalanlamaması gerektiğini düşünür. Besmele, kötülük ve haramları işlemeye hakkımız olmadığını bize hatırlatır. Hz. Nuh da tufandaki gemi yolculuğuna bu ifadeyle başlıyor. Gemiyi bu cümleyle hareket ettiriyordu: “(Nuh) dedi ki: 'Gemiye binin! Bismillâhi mecrâhâ ve mürsâhâ -Onun yüzüp gitmesi de, durması da Allah'ın adıyladır.-"(Hûd, 41)(alıntı) ister sürücü ve ister yolcu olarak bindiğimiz tüm araçlara binerken besmele çekmek, yine Kur’an’ın işaret yollu tavsiyesidir. O yüzden, değişmez evrensel değerlerin öbür ismi olan İslâm'ın, değişmez değerlerinden biri de besmelenin verdiği bakış açısıdır. Bu bakış açısı, bize şu gerçekleri gösterir: Allah, insanın her işine karışır. İnsan, eğer Allah'ın yardımını istiyorsa, her hayırlı işine Allah ile başlamak durumundadır.
İnsan yaptığı her bir şeyde Allah'a olan borcunu hatırlamak ve O'na teşekkür etmek durumundadır. İşte bunlar, insanlığın değişmez değerlerinin değişmez göstergesidir. Gönlümüzde ve düşüncemizdeki, dilimizde ve davranışlarımızdaki şeytanî pisliklerden temizlenerek tertemiz bir şekilde Allah'la beraber oluyoruz. Eûzü süpürgesiyle temizlediğimiz gönül ve dil sarayımıza Allah'ın ismini yazıyoruz. Kur'an'ın nüzûlünün bu sonsuz rahmetin bir yansıması olduğunu düşünüyor ve bu büyük nimeti anarak o'na hamdımızı, şükrümüzü vurguluyoruz. O'nun Rahman sıfatıyla dünyada mümin-kâfir herkesi ayırt etmeyen merhametine şahid oluyor, dünya hayatında bu nimetlerin kadrini bilerek verene teşekkür edip kulluğa, Kur'an'a yöneliyoruz. Rahîm sıfatının ise, âhirette adaleti gereği sadece müminlere merhamet edip, kâfirlere azab etmesi olduğunun bilincine vararak âhireti, cennet ve cehennemi hatırlayıp ümit ve korku arasında Kur'an okumaya, tefekküre başlıyoruz. Besmele, Allah'tan İzin ve Onay İstemektir Bismillâh, “Evvel Allah (önce Allah)” deyip, o'na danışmak, yapacağımız herhangi bir işte Allah'ın onayını istemektir. Allah'ın adını her şeyin önüne geçirip yüceltmektir. Bu yüzden, dilimiz "Allah'ın adıyla" derken, diğer organlarımız da aynı şeyi söyleyebilmelidir. Bu ise, her şeyimizle o'nun ölçülerine uygun olarak yaşamakla mümkündür. Aksi takdirde dilimiz "Allah'ın adıyla" derken; elimiz, ayağımız şeytan veya Allah'ın dışında başkaları adına iş yaparsa bu, tevhitle bağdaşmaz. . Besmele, her işte Allah’tan yardım istemenin gerekliliğini, başarı ve zaferin Allah’a ait olduğunu unutmamak demektir. Öz olarak her işe besmeleyle başlamak hayatı anlamlandırır.