Bu yazıyı geçen hafta Bursa’da sekiz çocuk ve bir annenin feci şekilde yanarak ölmesi üzerine yazıyorum. Acıların tarifi olmaz denir. Evet, bazı acılar vardır; tarifi, izahı hiç olmaz. Kağıt toplayıcısı bir baba ve evde çocuklarla beraber  ısınmak için topladıkları üç beş odun parçası ile sobayı yakarak çocuklarını ısıtmaya çalışan genç bir anne. Savaşın yok ediciliğinden kaçarak gelmişlerdi bu uzak diyarlara. Adı umut olan, barış olan güvenli bir hayatın hikayesini yeniden  yazmak için eski  hikayelerini acıları ile beraber hatıralara gömerek.

Yeni hikayelerin kahramanı sekiz çocuğun bir soba ateşiyle yanacağını bilmeden bilemeden. Hesaba katmadıkları geçmişte bıraktıkları yaşamın gittikleri yerde de  peşlerinden geleceğini anlamamışlardı. Belki de hiç akıllarına gelmedi biraz da olsa ısınmak için heyecanla yaktıkları sobanın kurbanı olacakları. Yazgı yeniden başa dönmeyi, kaderlerini gittikleri yerlerde yaşamayı tembihlemişti sanki.

Ölüm için zamanın  ve mekanın uygunsuzluğunu nereden bilebilirlerdi ki. İnsan ömrünü inşa etmek için yola çıkar, yol arar zorluk çeker, hor görülür. Ömrünü inşa ettiğine inandığı anda hiç beklemediği bir yerden yıkılıverir. Tütsü kokulu ölüm, hissettirmeden sessizce oyun oynayan çocukları oyuncaklar arasından alır ve gider. Ateş alevlendikçe, dumanlar bir hayat hikayesini bütün fertleri ile beraber bir daha görünmemek kaydı ile kaybetti. Bir rüyadaymış gibi kelebeklerin peşinde minik, paytak adımlarla koştular ölüme. Anka kuşları gibi küller arasında kayboldular cennette buluşmak üzere.

Her şey küle dönüştü. Geride  kağıt toplayıcısı bir baba, yüreğinde  yalnızlığın en ağır ızdırabı ile aslında çoktan ölmüştü. Sadece toprağa gömülmemisti ama ölümden öte ölüm yaşamıştı. Ne baharda açacak çiçekleri kalmıştı ne gece parlayacak yıldızları. Tek dünyada kalsalardı da varsın sonbahar kış olsundu, her şeylerine razıydı.

Peki neydi bu çocukların suçları? Öz vatanlarındaki kendilerinin taraf olmadıkları, anlam veremedikleri  kirli  savaştan yaşamak için kaçmalarıydı. Bu kaçıs kurşunlardan, bombalardan kurtardı ama bir sobanın yakıcılığına teslim oldular. Kader mi, ihmal mi Allah bilir. Allah hepsine rahmet eylesin.