Son zamanlarda canlarını kurtarmak amacıyla mecburiyetten dolayı ülkemize sığınan ve yaklaşık 6 yıldır bizden birileri olarak beraber yaşadığımız ve bugüne kadar her şeyimizi muhacir- ensar kardeşliği şeklinde paylaştığımız aynı zamanda paylaşmaya da devam edeceğimiz Suriyeli kardeşlerimize karşı faşist, dışlayıcı, zulme hatta tecavüze varan alçakça eylemler gerçekleştirilmekte son zamanlarda.
Önceki gece Sakarya Kaynarca’da 20 yaşında savunmasız hem de 9 aylık hamile olan Suriyeli Emani el-Rahman’a önce tecavüz edilmiş sonra başı taşla ezilerek öldürülmüştür.
10 aylık bebeği de boğularak aynı sona maruz kalmıştır. Zanlılar da eşinden intikam almak
için bu vahşiliği yaptıklarını itiraf etmişlerdir.
Savaşta dahi dokunulmaması gereken bebek, çocuk ve kadınların intikam almak uğruna
kurban olarak seçilmesi, canlarını kurtarmak için geldikleri emin zannettikleri bu yerlerde
hem namusundan hem canından olması oldukça düşündürücüdür. Bu olay artık
insanlığımızın, vicdanımızın yerlerde süründüğü bir noktaya geldiğinin en açık kanıtıdır.
Halbuki Maide Süresi 32. Ayette “Kim bir kimseyi bir cana veya yeryüzünde bozgunculuğa karşılık olmadan öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu diriltirse (ölümden kurtarırsa) bütün insanları diriltmiş gibi olur" diyor. Artık insanları yeniden hayata bağlamak
gayemiz olmalı. Aksi takdirde bu vebalin altından kalkmamız imkansızdır. Basit sebeplerden, bencilliğimizden, ihtiraslarımızdan dolayı diğer canlıların yaşama hakkına ipotek koyamayız.
Bu noktada bencilliği bırakıp empati yapabilmeliyiz. Peygamber(s.a.v) yanına “zina yapmak istiyorum” diyerek gelen sahabiye “aynı şey senin bacına, annene, teyzene yapılsa ne hissederdin?” diye cevap vermesi aslında bize yol göstermektedir.
Acımasız ve bitmek bilmeyen bir savaşın sonucu olarak ülkemize sığınan Suriyeli
kardeşlerimize sahip çıkma ve yeniden kardeşliğimizi tesis etme yolunda çaba sarfetmeliyiz.
Çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan bu kardeşlerimize yeniden merhamet kollarımızı
açmalıyız. Peygamberimizin(s.a.v) “Müslüman müslümana zulmetmez” hadisini hep aklımızda bulundurmalıyız. Bu din kardeşliğimizin bir gereğidir.
Akader olarak bu elim olayda sorumlu olan herkesin hak ettiği cezayı alması için ne
gerekiyorsa yapılmasını istiyoruz ki bu feci olaylar tekrar yaşanmasın.
Dinimize, örf ve adetlerimize, misafirperverliğimize, insanlığımıza yakışmayan bu olayı
nefretle kınıyoruz.
Savaştan kaçarken ülkemizde zulmün en fecisine uğrayan Emani bacımıza ve evlatlarına Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyoruz.