Üç kıtanın kavşağında yer alan Ortadoğu, stratejik önemi ve doğal zenginlikleriyle emperyalistlerin yüzyıllardır rekabet, ettiği bir bölge oldu. Rekabet bölgede devletler kurdurdu, ortadan kaldırdı, sınırlar çizdi, bozdu…
Petrolün, 20’nci yüzyılın başlarından itibaren enerji kaynağı olarak dünyanın en kıymetli hammaddesi olduğu ve alternatif bir kaynak elde edilinceye değin dünya politikası ve ekonomisi üzerindeki güçlü etkisini koruyacağı söylenebilir. Önümüzdeki yıllarda devletlerin ulusal politikalarının başarısı bu gerçekleri bütün açıklığı ile görerek, doğru taktik ve stratejik hedeflerin saptanmasına ve uygulanmasına bağlı -Amerika Orta Doğu politikasının geçmişten günümüze petrolün ve bununla ilintili ekonomik, politik ve stratejik çıkarların devam ettirilmesi üzerine kurulmuş olduğu ve 20’nci yüzyıl başlarından itibaren bölgede gelişen bütün sorunların, çatışmaların ve savaşların ana kaynağının Orta Doğu petrol yataklarının kimin kontrolünde olacağı konusunun oluşturduğu ve petrolün hayati önemini sürdürerek 21’nci yüzyıl sürtüşmelerinin de ana kaynağı olmaya devam edeceği iddia edilmiştir.
İsrail’in kurulmasından, İran petrollerinin devletleştirilmesine, İran-Irak Savaşından, Körfez Savaşlarına kadar yaşanan bütün olayların başlangıçta İngiltere ve sonraları ABD tarafından izlenen siyasi ve askeri politikalarla tüm dünyaya gösterildiği malum. Diğer taraftan küresel askeri, siyasal ve ekonomik hegemonyanın sürdürülebilmesi için yüzyılın başlarında ortaya atılan yeni dünya düzeninin ABD tarafından yönetilmesinin yalnız petrol ve doğalgaz bölgelerinde ABD hakimiyetinin devam etmesi ve bu sonucu ortaya çıkarmıştır.
Bütün sorunların, çatışmaların ve savaşların ana kaynağı olan Orta Doğu petrol yataklarının kimin kontrolünde olacağı konusunun 21’nci yüzyıl sürtüşmelerinin de ana kaynağı olmaya devam edecek gibi gözüküyor.
Kan kokusu almış bir köpek balığından daha tehlikelisi petrol kokusu almış ABD ve Avrupa emperyalizmidir. Bu ifade, sert bir siyasi söylem olmasının ötesinde, enerji kaynaklarının uluslararası ilişkilerdeki belirleyici rolü olduğunu biliyoruz. Tarih boyunca petrol, yalnızca ekonomik bir meta değil, aynı zamanda küresel güç dengelerini şekillendiren stratejik bir unsur olmuştur. Bu nedenle petrolün bulunduğu coğrafyalar, çoğu zaman uluslararası rekabetin, diplomatik çekişmelerin ve zaman zaman askeri müdahalelerin merkezinde yer aldığını görmekteyiz.
Ortadoğu petrolleri, bilinir ki, dünyamızın en duyarlı konusunun başındadır...
ABD yöneticileri boşuna “Bir damla petrol, bir damla kan” dememişlerdir. Bugün de dün de Ortadoğu’da oynanan tüm oyunların özel konusu petrol üzerinedir. ABD’nin tek derdi zengin petrol yataklarına çökmek olduğu aşikâr. İnşallah bir gün onunda çöküşünü zevkle izleriz ve akıttığı kanın hesabının sorulacağı gün yakındır inşallah.