Her hareketin ilk oluşumunda lokomotif görevini görürler. Sonrasında hareket büyür ve gelişir. Para, makam, mesken vs. her gücün tadına varılır.

Genişleyen ve güçlenen hareketlerde müfritler değil lokomotif, en son vagon bile olamazlar. Çünkü trende kaptan da çoğalmıştır kondüktör de. Mücadelesini verdikleri örgütler mevcut yere geldiği zaman müfritler ya kendi isteğiyle kenara çekilir ya da teşkilatlardaki her devrin sahipleri tarafından al aşağı edilir. Müfritlik, genelde kitlesel oluşumları harekete geçirmek için devreye konulur. Müfritler bağımsızlık mücadelelerinde birçok kere ulusların geleceğinin ham maddesini teşkil etmişlerdir. Onlar için bir doğru vardır, her şeyden arınık, yanlış da olsa doğru doğrudur. Konulan amaç uğruna en çok yaptıkları, hiçbir zaman çekinmeden, karşılık beklemeden devreye koydukları fedakarlıklardır.

Bunlar kendilerine maddi yardım vaatlerinden ziyade kendilerine umut aşılayanları takip etmek isterler. Vaatleri bulunmaz ama kesin ve değişmez prensipleri vardır. Mantık sorgulamasına giderler ama sonuçta uyguladıkları yine kendi çizdikleri mantıksal teorilerdir. Gelişmiş kitle hareketi ile bunların hayal ettikleri arasında uçurumlar vardır. Hareketi başlatan söz ustaları ve şairlerin duygusal propagandalarını yaparak kitlenin halkasını genişletmeye çalışırlar. Müfritler, söz ustaları şairler için iyi bir hinterlanttır. Fakat kamusallaşmış adamlar için değersiz ve itibarsızlaştırılmaya çalışılan kimselerdir.

Büyüyen hareketin hedef alınarak suçlanacak ilk isimleridir. Bu dönemlerde müfritler üslup sorunu olan kişiler olarak kitlesel bütünün dışına atılır ve en ağır suçlamalarla damgalanır. Büyüyen kitle hareketleri yeni şekillenmelerde kendi tabanından itiraz etmeyen ve kendisine körü körüne bağlı bir inanç ve sadakat isterler. Amacına ulaşmış bir kitle hareketi mevcut durumunu korumak ve devam ettirmek için müfritlerden ziyade itaatkar ve sabırlı olanları tercih eder.

Ödüllendirmeyi ise bu tiplere yapar(Eric Hoffer). Böylece müfritlerin dışarıda kalmasını sağlayan yeni pastacılar yapılanmaların karakterinin gerçek temsilcisi payesine sahip olduklarını alan buldukları her yerde iddia edebilme fırsatını bulacaklardır. Ve hemen bir idari mekanizma oluşturarak yıllardır sanki oluşumların yükünü müfritler değil de  kendileri çekmiş gibi öncü kesilirler. Müfritleri devreden çıkaran memnuncular kendilerini yapıların merkezinde görürler. Ahlaktan insanlığa her şeyin kaynağının kendileri olduğuna inanırlar ve inandırmaya çalışırlar. İşte bu başlangıç müfritlerin sonunun geldiğinin de işareti olur. Kitlelerin örgütlere verdiği akıntının bir gün karşınıza yeni bir güç olarak çıkacağını hesaba katmalısınız.

Bu güç, hayal kırıklığı yaşadığı zaman size de hayal edemeyeceğiniz hayal kırıklıkları yaşatır. Kendi durumunu izah etme mecburiyetinde kalanlar genelde ya içselleştirme üzerinden ya da reddetme üzerinden bir izahta bulunurlar. Yani özgünlükleri yoktur. Bunun için istekli ama isteksiz hayal kırıklığı taşıyanlarla güçlenmek ve genişlemek gerek, hele de bu çağda ütopyalarının peşine düşmüş bu insan yığınlarında kavramın iyi bir tahlilinin yapılmasını insanın bunu kaybettiği zaman insandan maymuna dönüşeceği, dış dünyaya kapalı kendi iç dünyasında çıkarlarının peşinde kıvranan kirli bir varlığa dönüşeceğini görürsünüz.

Tam da burada örgütler ve kitlesel hareketler müfritleri, şairleri, filozofları ve söz ustalarını kenarda bırakmadan kitle içindeki her fonksiyonun birbiriyle ilişkisinin kaçınılmazdır. İhtiyaç duyulursa o fonksiyonun devreye girmesi gerekir. Tabii ki bir kitle hareketinin en fazla bir insan ömrü kadar uzun veya bir insan ömrünün yarısı kadar bir sürede ayakta kalması gerekiyorsa dediğimiz fonksiyonlara gerek yok. Yani miadı dolanı kenara bırak, yenisini devreye koy ama bir kitlesel hareket, gerçekten devrimci ama sürekli bir değişim istiyorsa, uzun soluklu, çağlara hitap etmek istiyorsa, hareket liderlere bağlı değilse, yani liderle gelip liderle gitmeyecekse bütün fonksiyonları canlı tutulmalıdır.

Burada klikler zamanla kitle hareketi içinde ehilleştirilerek ilk çıkıştaki gibi hareketi sahiplenerek hareketin omurgası olmayı sürdürmelidir. Kaçınılmaz son olan kitle büyüdüğünde fikir kalitesi yozlaşır, nefretler artar. Nicel güçlülük nitel güçsüzlüğün önünü açar, niceliğin egemenliği niteliğin egemenliğini çöpe atar. Ta ki küllerinden yeniden doğacak simurglar türeyene kadar.