İnsanlık; Kendilerini dünyanın efendileri sanan, politikalarını kan ve zulüm üzerine kuran başta Amerika ve ortadoğuda ki jandarması İsrail’e karşı “ Dur” dedi. Dünya politik arenasında dışlanan, ezilen, hor görülen sağ yanağına vurulduğunda, sol yanağını gösteren devletler, Türkiye Devleti ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN öncülüğünde bu sömürü devletlerine karşı BM Genel Kurulunda, Amerika’nın istediğiama insanlığın istemediği bir kararı ilk defa reddetti. “KUDÜS TASARISINA” Amerika’nın tehditlerine ve şantajlarına rağmen 128 EVET oyu ile karşı çıkılmıştır.“KUDÜS”Amerika’ya ve İsrail’e galip gelmiştir. Bugüne kadar elindeki sopalarla kendisine başkaldıran, kendisine kral çıplak diyen devletleri ve yöneticilerini elindeki sopalarla susturan Amerika, Vietnam’dan sonra ikinci yenilgisini KUDÜS’LE almış oldu. İlk defa vicdan zulmün ve sessizliğin önüne geçti. Kendisine kıyı da köşede yaşama alanı oluşturmuş kâh sefa sürenler diğer yandan cefa çekenlere karşı duyarsız ve bihaber yaşayan devletler, ilk defa varlıklarını “KUDÜS varsa bende varım KUDÜS yoksa bende yokum “diyerek kendilerine bir varlık alanı oluşturdular. Bugün ki bu küresel tepki, Filistin’in, Irak’ın, Suriye’nin, Libya’nın, Afganistan’ın, Vietnam’ın zaferidir. Artık Avrupa, Amerika birlikteliği değil, yeni ve yaşanabilir bir dünya kurma birlikteliğinin oluşması gerek.
Bu birlikteliğin temeli insanlık için adalet, barış, huzur ve vicdan birlikteliği olmalı. Bu yeni birlik Amerika’yı ilk defa varlık sorgulamasına itti. Kazanılmış bu ahlaki zafer insanlık için diğer alanlarda da sürdürülebilmeli. Bu şekilde Filistin’in işgalci İsrail’e karşı gösterdiği direniş, KUDÜS kararı ile tüm insanlığın ve devletlerin vicdanına girmiş oldu. KUDÜS tasarısının kabul edilmesiyle ilgili İsrail’in işgal ve talan politikalarına da artık dur denmeli. Bunun bir sonraki aşaması bu birlik devletlerinin Filistin’in bağımsızlığını tanımaları ve meşru bir değer katmalarıdır. Filistin’in özgür ve güven içinde yaşayacağı bir zemin oluşması için hiçbir çabadan vazgeçilmemeli. İsrail’in topraksızlaştırma politikalarına dur denmeli. Bu kararlı duruş İşgalci İsrailde bundan sonrası için bir cesaret kırılmasına yol açacaktır. Ve insanlık yeni bir dünya için Filistin’i merkeze alarak, zulüm kimden ve kime karşı yapılırsa onun karşısında topyekûn durulacağını göstermeli.
Bize düşen Kudüs'ü sadece bir Filistin meselesi olarak görmemek, insanlığın bir meselesi olarak görmemiz gerekir. Kudüs, peygamberlerin tevhid mücadelesine ev sahipliği yapmış, 3 semavi dinin merkezi ve kıblesi olmuş, ismi ve çevresiyle mukaddes kılınmış bir mübarek şehirdir. Hiçbir Müslümanın böyle bir mübarek şehirden vazgeçmesi mümkün değildir. Eğer KUDÜS ve Filistin’in huzurlu olması isteniyorsa, hoşgörünün esas alınması, bu beldenin asli unsuru Müslümanlara tahammül edilmesi olmazsa olmazdır. Sürekli Selahaddin-i Eyyubiler bekleme çaresizliğinden kurtulmalı ve topyekûn KUDÜS’E ve Filistin’e sahip çıkmalıyız. Birleşmiş Milletlerden çıkan kararların uygulanması yönünde, dünya halklarını canlı tutmalı ve bu kararlarınmutlaka uygulanmasını sağlamalıyız. Bugüne kadar bu kararları dinlemeyen ve uygulamayan İsrail’e, bazıyaptırımlar uygulanmalı. Eğer alınan bu kararların uygulanması takip edilmeyip, KUDÜS’ün bir oldu-bittiye getirilmek istenmesi halinde, bölgeye huzurun gelmesi imkânsızdır. Türkiye’nin dönem başkanlığı neticesinde bir kıpırdama gösteren İslam İşbirliği Teşkilatı’na, büyük görev düşüyor. Bu örgüt bugüne kadar ciddi meselelerde bir ağırlık koyamamış ve sonuç alamamıştır. Hatta kimi zaman işgalci İsrail’in ekmeğine yağ sürmüştür. Her şeyi yeniden gözden geçirmek ve etkili mekanizmalar geliştirmek gerekiyor. İslam ülkeleri ABD'nin menfaatlerine göre hareket edip, sudan sebeplerle birbirlerini yemek yerine, Kudüs'e sahip çıkmak zorundadırlar. Bu bir mecburiyet haline gelmiştir ve en küçük bir olumsuzluk bütün İslam aleminin büyük ayıbı olacaktır. Kudüs’ün sahipliği İslam coğrafyası içinde bir uyanış olacaktır. Kudüs’ü Kaybetmek insanlığı kaybetmektir.