Dernek olarak yine en önemli çalışmalarımızdan birini madde bağımlısı çocuklarla ilgili gerekli eğitim ve rehabilite ortamlarının oluşturulmasına ayırdık. Madde bağımlısı çocukları ‘‘18 yaşını doldurmamış, genelde sokak ortamında yaşayan, sokaklarda amaçsız dolaşan (ihmal, istismar, sömürü ve kötü davranışa maruz kalan), kendi arkadaş grupları arasında ve sokakta ilişkilerini sürdüren, ebeveyn , öğretmen, sosyal hizmet uzmanı gibi kendilerinden sorumlu yetişkinlerle ya çok az ilişkisi olan veya hiç ilişkisi olmayan çocuklardır’’ şeklinde tanımlayabiliriz.
Madde bağımlılığın oluşmasındaki en önemli sebeplerin başında şiddet, uyumsuzluk, aile parçalanması ve özenti gelmektedir. Bunun yanında kendini ispatlama ve ekonomik yetersizlikler de bağımlılığın diğer önemli nedenlerindendir. Bu tür durumlar çocukları ister istemez sokağa ardından da madde kullanma batağına itmektedir. Uyuşturucu tacirleri genelde ekonomik ve eğitim seviyesi düşük mahalle ve yerlerde kendilerine alan bulurlar.
TBMM Sokak Çocukları Araştırma Komisyonu’nun Türkiye genelinde yaptıkları çalışmaya göre; 16 bin 577 çocuk sokaklarda çalışıyor. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün istatistiklerine göre Türkiye genelinde 0–18 yaş grubu madde bağımlılarının sayısı 100 bini geçti. Madde bağımlılığı oranının yüksek bir kısmı sigara içmedir. Madde kullanan bu çocukların 90 bini ise aileleriyle yaşıyor. UNICEF’in raporuna göre, dünyada her yıl 275 milyon çocuk şiddet görüyor. Rapora göre, çocuklar şiddeti en çok ailelerinden görüyor.Şiddet ve istismara maruz kalan çocuklar, çoğu defa bunun yol açtığı uzun süreli fiziksel ve psikolojik travmalar yaşıyor… Bu çocuklarda intihara yönelme, uyuşturucu ve alkol kullanma eğilimlerinin daha fazla olduğuna dikkat çekiliyor.
Ülkemizde madde bağımlısı çocukların en fazla yaşadığı illerin başında Gaziantep bulunuyor. Bu duruma yol açan etkenlerin en önemlisi yine eğitimsizlik. Yapılan araştırmalara baktığımızda madde bağımlıları arasında ilkokulu terk eden veya ilkokul mezunu çocukları görüyoruz. Okul seviyesi arttıkça kullanma oranı azalmaktadır. Bunun yanında göç, kardeş sayısı, ekonomik sıkıntılar ve her zamanki gibi şiddet diğer sebeplerdir. Şiddet çocukları sokağa iten en büyük etkenlerden. Bu çocukların ailelerinde okuma yazma oranı çok düşük. Bu ailelerle ilgili yeniden bir okuma yazma ve eğitilme seferberliğinin başlatılması gerek.Yasalar bazen duyarsızlığa yol açıyor bu çocuklarda.
Çocuklardaki madde bağımlılığının başlangıcı sigarayla olmaktadır. Çocuklardaki sigara alışkanlığı kesinlikle topyekün seferber olarak önlenmeli. Sigaraya başlamanın en büyük nedeni ise özenti ve arkadaşlarından etkilenme. Bunun için öncelikle üniversitelerde bağımlılık terapisti yetiştiren bölüm olmalı. Bu konu, psikoloji ya da psikiyatride çok kısa geçiyor. Türkiye'de terapi de çok yaygın değil. Gaziantep'te ilk gördüğümüz eksiklik de bu oldu. Bu çocukların rehabilitelerinin dönütünü hızlandırmak için etkinlik yapacakları alanların oluşturulmasına yönelik çalışmaların yapılması gerek.Yeşilay ülke genelinde madde bağımlılığı ile mücadelede bir çalışma seferberliği yapıyor.Bu işi sadece Yeşilay’a bırakmak biraz acımasızlık olur diye düşünüyoruz.Yeşilay Derneğinin yanında, yine en büyük sorumluluk biz eğitimcilere, İl Milli Eğitim Müdürlüklerine ASP müdürlüklerine tabiî ki bir çok şeyi gündeminden çıkarmış olan STK’lara düşüyor.
Gaziantep’te bağımlılık vakalarının en çok görüldüğü yerler, varoş sayılan sosyo- ekonomik ve psikolojik olarak yetersizlik yaşayan ailelerin yaşadığı mahalleler. Bu mahallelerde ilkokula giden çocuklarını okul saatinde okula getiren ve çıkışta çocuklarını bekleyen ailelerin “Çocukları ile ilgili kaygı içinde olduklarını gördük.Okul bahçeleri, okul saati dışında madde bağımlılarının sığındığı ve madde kullandıkları mekanlar oluyor.Emniyet yetkilileri okul önlerini ve okul bahçelerinin kontrolünü sağlamalıdır.Madde bağımlısı çocukların aile ortamlarının sosyal hizmet uzmanlarınca psikolog desteği vererek düzenlenmesi ailelerin bilinçlendirilmesi ve rol model olmaları sağlanmalıdır. Yasal düzenlemeler yanında uyuşturucu madde kullanımını önleyecek ya da azaltacak sosyal politikalara gereksinim bulunmaktadır. Burada yine belediyelerin Milli Eğitim Müdürlükleri ile işbirliği yaparak ,çocukların bütün bir gününü etkinliklerle doldurmaları gerek. Aksi takdirde boş kaldıkları anda bu boşluklar uyuşturucu ve sokak hayatı ile doldurulmaktadır. Bu çocuklarla duygusal bir bağ oluşturmak, onları dışlanmışlık psikolojisinden çıkararak, onlara ailenin ve toplumun bir parçası olduklarını hissettirmek gerekmektedir. Bu çocuklarla karşılaştığımızda onları potansiyel suçlu olarak görmemeliyiz. Yanlarına giderek yüreklerine dokunmalıyız. Dışarda ki hayatlarında sevilmeyen ve kabul edilmeyen çocuklara kötü olmadıklarını, sadece bağımlılık nedeniyle hasta olduklarını anlatmalıyız. Önlem ve takip açısından okula karşı negatif değişiklikler oluyorsa, devamsızlık varsa, notlar düşüyorsa, yapılan aktivitelerde ve sahip olunan şeylerde artan ölçüde gizlilik çocuklarda bir şeylerin doğru gitmediğini göstermektedir(Prof.Kahveci). Sokakta çalışan çocukların ailelerine yönelik istihdam odaklı eğitim kursları düzenlenmelidir. İnsanımızı sokak çocuklarına yönelik rehabilitasyon ve eğitim imkânlarından haberdar ederek aileleri, çocuklarını inkar pozisyonundan yada günahkar suçlamasından çıkarıp kabullenme, sahip çıkma ve rehabilite etme durumuna getirmeliyiz.
Madde bağımlısı çocukların ve ailelerinin eğitimi konusunda; madde bağımlılarının ailelerine ve topluma kazandırılması çalışmalarında devlet kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının, spor kulüplerinin, üniversitelerin, araştırma merkezlerinin vb., okul-aile işbirliğiyle koordineli biçimde çalışması çok önemlidir. Bu konuda Emniyet Müdürlükler, Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Belediyeler, STK’ lar elini taşın altına koyarak bu çocukları madde bağımlılığı illetinden korumak için topyekün seferber olmalılar.Yoksa gün geçtikçe sayısı artan madde bağımlısı çocuklarla karşılaşmaya devam edeceğiz.Vicdanımızda kanamaya devam edecek.