Kim ne derse desin ben son 15 senedir hem İslami camianın hemde AK Parti iktidarının hayatın sosyalojik durumu hiç dikkate almadığını düşünüyorum.

Hem İslami camia hemde AK Parti, şimdiye kadar yapmış olduğu çalışmanın karşılığının bu olmadığını çok iyi biliyor ama bir türlü sorgulamıyor!

Örneğin AK Parti iktidarı, toplumun refah seviyesini yükseltmeye yönelik yaptığı hizmetlerin sosyolojik fizibilitesi hiç ama hiç yapmadı!

Bunun başında ise “Planlı Kentleşme ve Konut Üretimi Seferberliği” ile başlayan Kentsel Dönüşüm uygulaması ve TOKİ konut uygulamasıdır.

Hem şehirlerin tarihi dokusunu hemde toplumların Sosyal dokusunu dikkate almadan yapılan bu hizmet, ne yazık bugün öze dönüş yolunda önümüze çıkan en büyük engellerden biridir.

Bugün hem özel sektörün hemde TOKİ'nin yapatığı konutlarda yaşayan insanların içinde bulunmuş oldukları ruh ve zihin hali permeperişandır!

Hele bu konutların yada bu betan blokların tarih ve estetikten yoksunluğunu şimdilik bir tarafa koyuyoruz.

Tabiri caizse kendi aralarında köy usulu bir dostluk ve komşuluk hayatı kuran bu insanları güçlü komşuluk ilişkilerinden ve mahalle kültüründen tamamen koparıp hayatlarını dört duvarlı beton bloklara mahkum etmenin ne demek olduğunu gidip onlara sormak gerekir.

Evet Planlı Kentleşme yada Kentsel Dönüşüm ile başlayan konut hayatı daha temiz falan filan, peki ya bu toplumu var eden dostluklar, ya komşuluklar, ya o Anadolu ruhu, buna ne demek lazım.

Bunu bu betaon duvarların arasında tekrar nasıl bulacağız!

Yada tamamen bu beton tabutların içine mı gömüeceğiz bizi biz eden tüm değerlerimizi!

Söyleyin bana Allah aşkına, Müslüman bir toplumun giderek evinde misafir ağırlamayı tamamen bırakması neye alamettir!

Cumhuriyetin kuruluşundan sonra başlayan batılaşma süreci ile birlikte ifsat ve iğfal edilen şehirlerimiz, ne yazık ki son 10 yıldır bu kez de Kentsel Dönüşüm adı altında iğfal ediliyor.

Ve elbetteki şehirlerle beraber içinde bulunan toplumlarda...

Rahmetli Turgut Cansever, şehirlerin insan hayatı üzerinde ne kadar etkili olduğunu “Şehir; ahlâkın, sanatın, felsefe ve dinî düşüncenin geliştiği ortam olarak, insanın bu dünyadaki vazifesini, en üst düzeyde varlığının anlamını tamamladığı ortamdır” sözleriyle ifade ediyor.

Evine bereketin misafirle geldiğine inanan bir topluma 1+1 TOKİ evlerle bundan yoksun bırakmaktan daha ağır ve daha kötü ne olabilir!

Bu şekilde yapılan bir Kentsel Dönüşüm ile bu toplumu var eden etkenleri ortadan kaldırarak özü dönüşü gerçekleştiremeyiz!