<p>Aslında o kadar köklü ve kadim bir medeniyete sahibiz kitam bir bilgi ve kültür hazinesi. Ve bizlere sürekli kusurlu gibi gösterilen medeniyetimiz. Oysa medeniyetimizin hiçbir kusuru yok. Kusur bizim ısrarla medeniyetimizle ilgili bilgi sahibi olmaya olan direncimizde. Sizleri biraz medeniyet tarihimizde gezintiye çıkaralım. Bugünün modern batısı, 10.yüzyıllarda cehalet ve bilgisizlik içinde kıvranırken ,doğu yani Müslümanlar ilk üniversiteyi açmıştı bile <strong>Nizamiye üniversitesini</strong> .Bu üniversitede bilime yol açan bütün dersler o zaman diliminde okutulamaya başlanmıştır. Ve bu üniversite o günün İslam şehirlerindede bir numune olmuştur. Bu üniversitede o gün okutulan dersler. Kur’an-ı Kerim, Hadis,hukuk,filoloji,edebiyat,coğrafya,tarih,etnoğrafya, arkeoloji, astronomi,matematik,kimya,musiki ve geometriydi.Bir çok insan Mekke ,Kahire,Bağdat ve Şam’ın yolunu tutup büyük alimleri dinlemek ve bilgi edinmek için günlerce yol gidiyorlardı.700-1200 yılları arası İslam medeniyetinin dünyada zirve yaptığı dönemdir.Kitaplara karşı her tarafta ölçülemez bir arzu,alimlerin hitabetiyle çınlayan binlerce cami,şiir ve felsefe tartışmalarının yapıldığı binlerce emir sarayı vardı. Bu dönem ilim peşinde olan coğrafyacı,tarihçi ve ilahiyatçının  dolu olduğu ve entelektüel birikimin en önemli devresidir(J.Rissler).Marakeşte  halife En Nasır ibn-i Rüşd ile Aristo ve platon hakkında tartışırken o sıralarda batıda aristokrat kesimi okuma yazma bilmemekle övünüyordu.</p> <p>Birazda Moğol barbarlarının yakmadan yıkmadan önceki,  kitap havzamızdan bahsedelim. Emevi sultanı mütefekkir Hakim 400.000 ciltlik kütüphaneye sahipken ,tam 400 yıl sonra bilgin lakaplı Fransız kralı beşinci Şarl 1000 adet kitap sayısıyla övünüyordu.891 Yılında  Yakubi Bağdat’ta 100 den fazla kütüphane  saydığını söylemektedir.Edebiyat ve kültür beldesi olan Irak’ın yine küçük bir kasabası olan Nadife’de bulunan, kütüphanenin içinde 40000 cilt kitap bulunmaktaydı.Yine Hama’lıkürd prensi Ebu’lFidanın  şahsi kütüphanesinde 70000 cilt  kitap bulunmaktaydı.Güney Arabistan’da Resli Emir El Muayyed’in kütüphanesinde 100000 cilt,Maragada 400000 cilt kitap bulunmaktaydı.Fakat en kapsamlı kütüphane 6200 cilt matematik ve 1800 cilt felsefeden oluşan , toplam 1600000 kitaba sahip olan Kahire’deki El azizin kütüphanesidir.İbn-i sina<strong>Buhara</strong> için der ki; Bura da dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan kitaplar gördüğünü söyler.Yine Hollandalı bilim adamı Dozy“Avrupa da okur yazarlık sadece kilisenin sayılı adamlarının tekelinde iken,islami dönem Endülüs’ün de yaşayan  nüfusun hemen hemen tamamının okuma yazma bildiğini ifade eder”. Maalesef bu kadar kaynağımızı doğuda moğal barbarlarının ve batıda da batı barbarlığının yakarak yok ettiği bir bilim katliamına, tarih bizi şahit etmiştir.</p> <p>Birazda bugün ki geriliğimizi  geçmişimizi suçlayarak kapatmaya çalıştığımız geçmişte ki bilimsel çalışmalara değinelim.O dönemlerde ziraat oldukça güçlüydü.İslam devletinin her şehrinde sulama sisteminden sorumlu devlet memuru vardı.Endülüs’ünSevilyasın da 50 den fazla meyvenin üretildiği ve takip edildiği bitkiler ve bitkilerle  ilgili hastalıkların tedavisi ile ilgili çalışmalar yapılmıştır. İran da ipek kozası üretimi yapılması. İdrisi eczacılık bilimi bakımından 360 bitkiyi tarif etmiştir.Tıp alanında İbn-i Sinanın El Kanun Fi’t-Tıb kitabı sadece islam coğrafyasında değil, batı dünyasında da kendisini kanıtlamıştır. 850.yılında İslam  Devletin’de 34 büyük hastane mevcuttu.O dönem de Şamda ki “Bimaristan” Hastanesi’nde 24 hekim in çalıştığını görüyoruz.Neugebauer diyor ki,”Hastane organizasyonu islam kültürünün en güzel icadıdır”.</p> <p>Ömer Hayyam’ın şiir rübai dışındaki ilmi araştırmaları Gregoryan takviminden daha doğru takvimin bulunmasını mümkün kıldı. Yine Ömer Hayyam’ın ortaya koyduğu metreküp ölçümleri tüm ortaçağ matematiğinin en üst seviyesi olarak bilindi. Optik hakkındaki kitabın yazarı El İbnHeysemdir.Matematikle ilgili buluşlar yine öyle.İbn-i Ahmed ilmin anahtarı adlı eserinde “0” sıfır’ı keşfetmiştir.İbn-i Musa’nın integrasyon ve Birlik hesabı adlı eseri 16.asra kadar batı üniversitelerinde temel eser olarak okutulmaktaydı.Ebu Abdullah el-Battani trigonometrinin yaratıcısı olarak bilinmekte.ilk sinüs tablolarını 1229 da Hasan el marakeşi yaptı.Yani batı sinüs,kosinüs,tanjant,kontanjant,binom ve küre trigonometrisi kavramlarını Müslümanlara borçludur.Temizlik ve Tıp’la ilgili 300 den fazla hadis bulunmakta.O dönemde her evde banyonun bulunması temizlik konusundaki titizliği göstermekte. 1965 yılındaki verilere göre Paristeki evlerin % 80’nde banyo yoktu.Bu saydıklarımız yapılanların küçük bir kısmı.Dışarda batının içerde ise batıcı zihniyetin birkaç yüzyıldır bizlere suçlayarak unuttukları mirasımız.Ben şunu tavsiye ediyorum.Gelin batının gözündeki esir,cahil,fakir  birbirini öldüren Müslümanlar ve İslam  düşüncesini geride bırakalım.Eğer Müslümanlar olmasaydı batı bu gün bu seviyede olamazdı.Tekrar yeniden dirilmeye ,bize düşman ve yanlıştanıtılan ,bizlere daha değişik yaşam tarzları sunarak geçmişteki değerlerimizi unutturan batının elinden ,değerlerimizi yeniden alalım.Yeni bir uyanış ve irade ile yeniden doğalım.</p> <p>Kaynak: İslam Deklarasyonu Aliyaİzzetbegoviç</p>