Merhaba değerli okuyucular,

Bugün sizler ile günümüzde arka planda üzerinde sıkça çalışılan bir konuyu ele almak istiyorum.

Evet bu konunun ne olduğunu merak ettiğinizi hissediyorum.

O zaman gelin hepinizin bildiği fakat arada sıcak gündemlerden dolayı unuttuğumuz gençlerimizi yani Genç Seçmenlerimizin siyasi konumu birlikte masaya analiz edelim.

Hiç kuşkusuz Türkiye’de siyasetin en kritik başlıklarından biri genç seçmenlerdir. Önümüzde seçimlere doğru uzun zamanlar olmasına rağmen arka planda irdelenen ve araştırılan bir seçmen kitlesi var. Sandığa ilk kez gidecek milyonlarca genç var ve bu kitle yalnızca bugünü değil ülkenin yarınını da belirleyecek güçte ve çoğunlaktadır. Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.

Gençler siyasetten tamamen uzak mı yoksa kendilerini gerçekten anlayan bir siyaset arayışı içinde mi?

Bugünün gençliği önceki kuşaklara göre çok daha karmaşık bir dünyada yetişti. Küresel krizler ekonomik dalgalanmalar ve dijitalleşmenin getirdiği yeni alışkanlıklar gençlerin beklentilerini kökten değiştirdi. Artık sadece vaat değil somut adım ve güçlü liderlik görmek istiyorlar.

Tam da bu noktada Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu siyasi yaklaşım daha belirgin bir şekilde öne çıkıyor. Erdoğan’ın uzun yıllara yayılan yönetim pratiği sadece kriz anlarında değil dönüşüm süreçlerinde de karar alabilme kapasitesini ortaya koyuyor. Özellikle gençlere yönelik yatırımlar eğitim altyapısından teknoloji hamlelerine kadar geniş bir alanda kendini gösteriyor. Savunma sanayindeki yerlileşme adımları girişimcilik destekleri ve TEKNOFEST gibi organizasyonlar gençlerin özgüvenini artıran ve onları üretim sürecine dahil eden somut örnekler olarak dikkat çekiyor. Bu yaklaşım gençlere sadece bir gelecek vaadi sunmuyor aynı zamanda o geleceğin aktif bir parçası olma imkanı veriyor.

Bugünün gençleri belirsizliklerin yoğun olduğu bir çağda yaşıyor ve bu nedenle güçlü liderlik ve istikrar arayışı daha görünür hale geliyor. Bu açıdan bakıldığında kriz yönetimi deneyimi ve uzun vadeli vizyon ortaya koyabilme kapasitesi genç seçmen açısından önemli bir kriter haline geliyor. Erdoğan’ın siyasetteki sürekliliği ve yön belirleyici rolü bu noktada gençler için bir referans çerçevesi oluşturuyor.

Muhalefet partilerinin gençlere yönelik yaklaşımında da son dönemde dikkat çeken bir değişim gözleniyor. Daha önce çoğunlukla slogan düzeyinde kalan söylemler yerini gençlerin gündelik sorunlarına temas etmeye çalışan daha somut politikalara bırakmaya başladı. Genç istihdamı eğitim reformu ve dijitalleşme gibi başlıklarda artan bu çaba siyasetin genelinde gençleri anlama yönünde bir farkındalığın oluştuğunu gösteriyor. Bu durum rekabetin niteliğini artırırken genç seçmenin de siyasette daha merkezi bir konuma yerleşmesine katkı sağlıyor.

Öte yandan Devlet Bahçeli’nin son yıllarda ortaya koyduğu tutum yalnızca siyasi dengeler açısından değil devlet aklı açısından da dikkat çekici bir yerde durmaktadır. Daha çok akil bir perspektifle değerlendirilen bu yaklaşım Türkiye’nin geleceğine yönelik istikrar vurgusunu güçlendirmektedir. Milli birlik devletin sürekliliği ve uzun vadeli hedefler konusundaki söylemlerinin gençler arasında da karşılık bulduğu görülüyor. Çünkü genç seçmen sadece bugünü değil güvenli ve güçlü bir yarını da önemseyen bir bakış açısına giderek daha fazla değer vermektedir.

Burada belirleyici olan bir diğer unsur ise gençlerin en temel meselesi olan gelecek kaygısıdır. Eğitimden istihdama barınmadan ekonomik güvenliğe kadar uzanan bu kaygıyı azaltmaya yönelik somut ve sürdürülebilir stratejiler genç seçmen nezdinde çok daha güçlü bir karşılık bulmaktadır. Sadece kısa vadeli vaatler değil uzun vadeli planlar şeffaf uygulamalar ve sonuç üreten politikalar gençlerin güvenini kazanmada belirleyici hale gelmektedir. Bu noktada özellikle üretim odaklı ekonomi teknoloji yatırımları ve genç girişimciliğini destekleyen politikaların daha görünür hale gelmesi gençlerin sisteme olan bağını da güçlendirecektir.

Bugün Türkiye’de gençlerin önemli bir kısmı ideolojik kalıplardan ziyade fırsatlara ve geleceğe odaklanmaktadır. Bu noktada teknoloji yerli üretim ve küresel rekabet gücü gibi başlıklar öne çıkmaktadır. Bu alanlarda atılan adımlar ise doğrudan gençlerin ilgisini çekmektedir/çekecektir.

Sonuç olarak genç seçmen ne tamamen uzak ne de tamamen bağlı. Ancak bir gerçek giderek daha net ortaya çıkıyor. Güçlü liderlik, istikrar ve icraat odaklı siyaset gençler nezdinde karşılık bulmaya devam ediyor.

Ve belki de asıl soru şu:
Gençler söylemlere mi bakacak yoksa ortaya konan vizyon ve icraatlara mı?

Sevgi ve saygılarımla.