<p>Birilerinin acılarıyla beslenen, üzüntüleriyle mutlu olup, mutluluklarıyla üzülen insanları oldum olası yadırgamışımdır. Çünkü onlar yalnızca kendilerini düşünüp başkalarını zerre umursamayan, dünyanın ebedi bir yer olduğunu düşünüp hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayan bencil ve acınası kişilerdir.</p>
<p>“Mutluluklar paylaştıkça çoğalır, üzüntüler paylaştıkça azalır” tabirinin her geçen gün biraz daha anlamını yitirdiği toplumumuzda; hasetlik, kıskançlık, fesatlık, dedikodu ve bu ölümsüzlük düşüncesi maalesef çığır aşmış vaziyette…</p>
<p>Herkes birbirinin kuyusunu kazma, işini bozma, mutluluklara gölge düşürme peşinde koşturup duruyor.</p>
<p>Yaşayacağımız ortalama 60-65 sene de bu tür şeylerin ardına düşülerek heba ediliyor.</p>
<p>Nedir bu hasetliğin, bu kıskançlığın, bu dünya hırsının sebebi anlamış değilim.</p>
<p>Ölümün olduğu bu dünyada bu tür anlamsız şeyleri kendimize dert etmemiz hem ömrümüze hem ahiretimize bir nevi nankörlük sayılmıyor mu?</p>
<p>Hepimizin gözünü hırs, kibir, nefret ve dünya malı bürümüş. Sanki hiç ölmeyecekmişiz, sürekli bu fani dünyada kalacakmışız gibi dünyevi sebeplerden dolayı birbirimizi kırıp döküyoruz. Girilen günahların, yenilen hakların ise haddi hesabı yok. Hikâyelerde de olduğu gibi büyük balık her zaman küçük balığı yeme peşinde. Sorunca da “ee dünyanın kanunu bu yapacak bir şey yok” gibi ukala cevaplar alıyoruz. Evet, size göre dünyanın kanunu o belki. Peki, ya ahiretin kanunu ne olacak?</p>
<p>Hiç mi çok yakın bir tanıdığımızı, akrabamızı, hatta ailemizden birini birilerini kaybetmedik? Hemen hemen insanlığın tümü böyle bir acıya maruz kalmıştır. Ölüm kendini bize bu denli hatırlatırken, bizdeki bu rahatlığın, özgüvenin sebebi ne? Gözümüzün önünde olanlardan ne ders çıkarıyoruz ne ibret alıp kendimize çeki düzen veriyoruz. Adeta cenneti garantilemişiz edasıyla yaşıyoruz ne yazık ki.</p>
<p>Demek istediğim şu ki; dünyanın neresine gidersek gidelim yiyeceğimiz hep bir tabak yemek, giyeceğimiz hep bir kat kıyafettir. Ne midemizin alabildiğinden fazla yemek yiyebiliriz ne de bedenimizin kaldırabileceğinden fazlasını takıp takıştırabiliriz. O yüzden bırakın dünya malına, şana, şöhrete bu kadar aldanmayı, bırakın dünyevi zevkler için kalp kırıp can yakmayı, bırakın bu amansız, bir sonu olmayan hırsı ve nankörlüğü…</p>
<p>Unutmayın; insan ancak ölene kadar yaşar.</p>