İran tarihin en köklü devletlerinden birisidir. Köklü bir medeniyete ve kültüre sahip olan İran, bugünlerde ekonomik çalkantılarla uğraşmakta… İran’da birkaç gündür Meşhed şehrinde ekonomik sebeplerle başlayan halk isyanı , diğer şehirlere de yayılarak devam ediyor. Aslında ekonomik sorunlarla ilgili rahatsızlıklar önceden beri var olan rahatsızlıklardı . Bu rahatsızlıklar halktan para toplayan finans kurumlarının bir süredir geciktirdikleri iflaslarını ilan etmeleri, ellerindeki birikimlerini kaybeden halkı sokaklara dökmeye yetti .İran halkı sokağa indiyse yönetim kendisini sorgulamalı ve halkın taleplerine hızlı bir şekilde karşılık vermelidir. Çünkü 40 yıl önce sokağa inen halk ŞAH’lık rejiminden, Ayetullah Humeyni’nin önderliğinde İran İslam Cumhuriyeti’ne geçmiştir. Yalnız bu gösterilerin önceki gösterilerden farkı siyasilerin ve öğrencilerin başlattığı bir protesto olmaması, tamamen halkın başlattığı bir gösteri olmasıdır. 40 yıl boyunca Meşhur Kum Kenti mollalarının vesayeti ve ilahi bir tarafı olan Velayet-i Fakih ile ülkeyi yöneten sistem de halkın görüşlerinin karşılık bulduğu söylenemez. Bir yandan cumhuriyet “cumhur” varken diğer yanda dini otoritenin başı Hamaney’in hamleleri cumhurun sesini kısmaktaydı. Bu sistem bu eylemlerle de sorgulanmaya başlanmış gibi görülüyor. İşin sıkıntılı tarafı ekonomik sebeplerden dolayı başlayan halk ayaklanmasında ki sloganların gün geçtikçe değişiyor olması. Ekonomik sebeplerin yanında din kalkanı altında günlük yaşamda insanların yaşayışlarına aşırı müdahale , İran’a komşu Türkiye , Rusya gibi ülkelerde modern yaşamın görselliği daha özgür ve demokratik yaşam için bu protestolar da bir diğer etken olabilir. Bunun yanında mollaların ekonomik açıdan halka göre daha zengin ve elit yaşamaları devrimi sorgular duruma getirdi. İran’ın mezhepsel politikalarının dışarıdaki meşruiyetini artırmak için Suriye, Irak, Lübnan Yemen gibi yerlere yönelmesi içerdeki yangını körüklemekte… Hatta Suriye politikasının ciddi eleştiriler alması bizim Suriye’de ne işimiz var demeye getirdi meseleyi. İslam devriminden beri sürekli Amerika , batı ve bunun yanında Sünni dünyayla olan kavganın birikmişliği de bu protesto’nun bir sebebi sayılabilir. Aslında 2009’ daki Mir Hüseyin Musavi (Eski Başbakan)yani reformist lider yanlılarının azımsanmayacak kadar çok oldukları, İran’ı hiç olmazsa mollalık sistemiyle eşit şartlarda uygun bir yaşam için yine o günlerde de protestolar başlamıştı. Bu protestolar sonucunda Mir Hüseyin hapsedilmiş ,diğer yandan devrim muhafızlarının kitleleri baskılarla sindirmesi, ölüm olaylarının olması , bugünlerin habercisi gibiydi.
Bu protestolar her ne kadar Amerika’nın iştahını kabartsa da ,Amerika bundan nemalanamaz. Çünkü Amerika’ya İran halkı kadar düşman başka bir halk yoktur. Anın da Amerika’ya karşı birleşirler. İran büyük ve köklü devlet birlikteliğini her zaman düşmanlarının üzerinden sağlamıştır. Düşmanlıklar haklı olarak Amerika, İsrail üzerinden olmuştur. Diğer ve en önemli birliktelik aracıda şia(mezhepçilik)tir. Bu dediklerimiz dışa karşı bir birliktelik. Ama İran’ın içeride yeni bir birlikteliğe ihtiyaç var.Bu birlikteliği ise İmam Mehdi beklentisini ve Velayet-i fakih zırhını bir kenara bırakarak kendi halkına dönük reformlarla sağlamalı.
Yine bu gösterilerde en dikkat çeken söylemlerin başında, Şah zamanının daha iyi olduğuna dair söylemlerin yer alması. Şah dönemine duyulan özlemlerin dile getirilmesi üzerinde de düşünülmeyi gerektiriyor. Mesela Şah’la ilgili dikkat çeken ”Şahı olmayan İran’ da hesap da kitap da olmaz” ve ”Rıza Şah ruhun Şad olsun” gibi sloganlar vardır. Bir ülkede eğer halk 40 yıl öncesine özlem duymaya veya o günleri aramaya başlamışsa yeniden düşünmek gerek. Nerede hata yapıldı da bu tür tepkilerle karşılaştık. Diğer bir sebep halkın dışlanması, tabir caizse adam yerine konulmamasıdır. Ayetullah Huda şöyle diyor.”Son kırk yılda yaptıklarımızdan dolayı halktan utanıyoruz.” Ayaklanmanın Meşhed gibi dini yapının güçlü olduğu bir şehirde başlaması , dini kurumlara ayrılan yüksek bütçelerin halkı bu tür kurumlara karşı düşünmeye ittiğini gösteriyor. Bu protestolarda üst yönetici kesimin dini söylemlerle halkı yatıştırma yolundaki iknaların, halkta karşılığının zayıfladığı görülüyor. Milli gelirin gün geçtikçe düşmesi ülke yönetimi ile ilgili kaygı oluşturmaktadır. Yöneticilerin hesap vermekten kaçması da halkı galeyana getirmektedir. Obama dönemiyle eşzamanlı olarak hayata geçirilen ve ekonomik katkı için büyük önem taşıyan nükleer enerjinin Trump ile birlikte önemini kaybetmesi de ekonomi ve halk için bir hayal kırıklığı oldu. 79 devriminin oluşmasında da ekonomik sebeplerin etkili olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü o zaman da petrol fiyatları düşmüştü. Bu yüzden ekonomik krizlerin neden olduğu toplumsal çalkantıları küçümsememeli. Hamaney ve Ruhani arasındaki yönetim sistemi de başlı başına sorun. Halkın büyük desteği ile seçilen Ruhani ,yasa çıkarmada ve reformlarda tek başına hareket edemiyor. Sürekli Hamaney’in ilahi bir anlam yükledikleri otoritesi karşısında geri adım atmak zorunda kalıyor. Dini elit kesimin dinsel statüsü halkın isteklerinin önüne geçiyor. Seçilen her yönetim ise dini otorite karşısında sürekli kaybetme korkusu yaşıyor. Bu çift başlı yönetim halkta bıkkınlığa yol açmış durumda.
Türkiye olarak en eski sınır komşumuz ve dostumuz İran’ın düştüğü bu olumsuz olaylar karşısında yanında olmamız gerek. Hele de son zamanda Amerika’ya karşı Kudüs tasarısı ile sağlanan birlik ve beraberliği , bozmaya çalışan Amerikan çıkışına karşı İran’ın yanında durmalı. Yeni bahar yanılgılarına düşmemeli. Bu coğrafyanın şekillenmesini asla uzaktan sömürgeci ülkelere teslim etmemeli.