Eğitim sistemimizde yeni müfredatla birlikte, yeni bir değerler eğitimi anlayışını da oturtmak zorundayız. Tabi ki bu değerler eğitimi, bizim kadim medeniyet ve kültür dinamiğimize uygun olmalıdır. Değerler eğitimi ile kendini tanıyan insan, toplumu tanır, evreni tanır. Hz.Ali “Kendini bilme,tanıma bilişler içinde en faydalı olanıdır” der. Batının hümanizm adı altında bize dayattığı değerlerle değil de,kendi toplumumuza ait olan değerlerle bireye, çevreye , aileye ve topluma saygınlık kazandıracak değerlerimizle bilinçli bir eğitim anlayışı geliştirmeliyiz. Aynı zamanda, yaşadığı kenti ve ülkesini ilgilendiren temel değerlere ve kimliklere yabancı olmadan yaşamayı öğretmeliyiz. Bu arada değerler eğitiminin uygulama alanını da genişletmemiz gerek. Öncelikle eğitimin evde, ailede başladığını düşünürsek, her evi ve okulu bir ahlaki eğitim merkezi yapmalıyız. Yani değerler eğitimine ev ile başlayıp okulla devam ettirmeliyiz. Değerler eğitiminde başta yüce kitabımız Kuranı Kerim’deki ayetler, Peygamberimizin kendisi ve aile hayatı, başlı başına bizlere örneklik teşkil etmekte.Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de peygamberimizin örnekliği ile ilgili Ahzab suresi 21’de “And olsun Allah Resulünde sizin için ,Allah’ı ve ahret gününü arzu edenlerle,Allah’ı çok ananlara güzel bir örnek vardır”diyor. Bir de değerler eğitimi ile ilgili kavram alanını sınırlı tutmamalıyız. Anne babaya sevgi ve saygı , paylaşmak, yardımlaşmak, kul hakkı yememek tevbe etmek, adil olmak, günah işlememeye gayret etmek, kibirlenmemek, riyakarlık yapmamak, salih amel işlemek, israf etmemek, tevekkül etmek, kin tutmamak, haram ve helale dikkat etmek, hasetten uzak durmak gibi kavramları da değerler eğitiminde işleyebiliriz. Diyorum ki eğitim sistemimizde değerler eğitimine Lokman Suresi ile başlasak nasıl olur. Mesela okullardaki değerler ağacının yerine Lokman Suresi’nin 12. ayetten 19.ayete kadar olan kısmı yazıp asarsak eminim ki daha verimli olur. Neden mi? Buyrun.
“Andolsun biz Lokman’a “Allah’a şükret” diye hikmet verdik. Kim şükrederse kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, bilsin ki Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övülmeye layıktır.” Öncelikle şükretmek zikredilmiş. Şükretmek teşekkür etmek demektir. İlk önce kendini en güzel şekilde yaratıp türlü nimetleri kendine bahşeden yaratıcısına teşekkür etmesi isteniyor. Verilen en büyük nimete teşekkür etmeyen insan diğer küçük yardımlara, hediyelere hiç teşekkür etmez. Aynı zamanda insan şükrederse yine kendine iyilik yapmış olur. Ve Allah insanı Cennetiyle ödüllendirir. “Hani Lokman oğluna öğüt vererek şöyle demişti: Yavrucuğum! Allah’a ortak koşma. Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür.” Öncelikle Lokman(as)’ın oğluna yavrucuğum diye hitabı evlatlarımıza azarlayarak değil de, sevgi dilini kullanıp gönlünü hoş tutarak öğüt vermenin çocuklar üzerinde daha etkili olacağı mesajını bize vermektedir. Lokman(as) oğluna “Allah’a şirk koşma, şirk büyük bir zulümdür” diyor. Bir kişiyi ya da nesneyi hak ettiği yerin dışında başka bir yere koymak zulümdür. Allah’ı da alemi tek başına yaratıp insanoğlunun emrine amade kıldıktan sonra insanın sanki bütün bu güzellikleri Allah tek başına değil de , başka varlıklarla beraber var etmiş gibi ona duada, ibadette, şükürde, itaatte ortaklar koşması elbette zulümdür.“İnsana da anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşıdı. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. İnsana şöyle emrettik: “Bana ve anne babana şükret. Dönüş banadır.” Annenin çocuğu dünyaya getirmek için çektiği sıkıntıyı, dünyaya geldikten sonra büyümesi için gösterdiği gayreti dile getirerek aslında anne babaya neden hürmet gösterilmesi gerektiği ortaya konulmuş. Burada da Allah önce kendine şükrü, sonra anne babaya teşekkürü zikretmiş.“Eğer hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz banadır. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim.” Anne ve baban’la Allah’a isyan dışındaki her işte iyi geçin, gönüllerini hoş tut. Ancak Allah’a isyana seni yönlendirirlerse Allah’ın hakkına riayet et. Yani anne babanın özgürlüklerinin sınırı Allah’ın hududuna tecavüz ettikleri noktada biter.
“Yavrum, şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa Allah onu çıkarır getirir. Çünkü Allah en gizli şeyleri bilendir. Hakkıyla haberdar olandır.” Yani iyilik yapmaktan geri durma. İyiliğin boşa gideceğinden endişen olmasın. Zira balık bilmezse Halık bilir. “Yavrum, namazı dosdoğru kıl.” dinin direği olan namaz, kalbimizin inkişafı için olmazsa olmazdır. “İyiliği emret, kötülükten alıkoy.” yani iyiliği yapıp, kötülüğü yapmamakla sorumluluk bitmiyor. İyiliği şiar edinen toplumun inşası için tek başına iyi olmak yeterli değil.İyilik yapacak iyiler ordusu yetiştirmemiz gereklidir. “Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol.” Burada kastedilen sabır hak ve hakikat yolunda karşılaşılan engellere sabırdır. “Yavrucuğum! Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme. Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah kendini beğenenleri ve övünenleri sevmez.” Kibirlenme, büyüklenme, gururlanıp başkalarının seni üstün olarak görmesini isteme.Çünkü kibir şeytanın bir özelliğidir. “Yürüyüşünde orta bir yol tut, sesini de kıs, çünkü seslerin en çirkini eşeklerin sesidir.” Burada kastedilen yürüyüşün şekli ya da hızı değildir. Gösterişsiz, mütevazi kimse gibi yürü. Yürüyüşünde ne herhangi bir gurur, kibir hali olsun ne de acziyet ifadesi.Bir şeyler anlatacağın veya konuşacağın zaman, sesini yükseltmeden mütevazi, sakin ve kimseyi rahatsız etmeden konuş.