"Irkçılığa çağıran bizden değildir" diyen efendimiz bunu sadece Kürt'e Arap'a Acem'e değil elbette Türk'e de söylüyor.

Zira hiçbir ırk "övünme "imtiyazına sahip değildir.

Utanılacak olan husus şu ki, ırkçılık kervanına son zamanlarda anlı şanlı Müslümanlar da katıldılar!

Tabiri caizse ırkçı terminolojiyi hıfz ediyorlar!

Elbette bu kampanyanın düzenleyicileri umdukları parsayı topladıklarında, bugünlerden geriye sadece çer çöp kalacak!

Ancak daha ağır olanı İslam'dan dem vuran bunca âlimin ideolojik bir düşünceden öte, psikolojik bir hastalık olan Irkçılık konusunda tek söz söylememesidir.

Oysa bir kitle imha silahıdır ırkçılık!

Darmadağın eder toplumları!

Tüm birlikteliklerin altına konan en güçlü dinamittir ırkçılık!

Hele de Türkiye'nin zor bir virajdan geçtiği bir dönemde!

Ne diyordu Muhammed aleyhisselam, "Bak ey Eba Zerr; şüphesiz ki sen takva ile üstün olma durumun hariç, kırmızı ve siyah insanlardan hayırlı değilsin"

Peki, biz ne yapıyoruz!

Topyekûn bir ırkçılık batağına doğru gidiyoruz!

Bunu yaparken bin bir türlü mazeret öne sürüyoruz!

Ayıptır, günahtır!

Ve bunun sonu tek kelime ile hüsrandır!

Ümmetçi olduğuna inanan her Müslüman bu konuda net tavır koymalı ortaya!

Net bir duruş sergilemeli.

"Durun demeli" ırkçılık yapanlara!

İster Türk, ister Kürt, yâda Arap, Acem!

Yoktur hiç kimsenin birbirinden bir üstünlüğü!

Tek üstünlük takva iledir.

Dedim ya bu ırkçılık Kürd'e haram Türk'e ise helal değildir.

Hiçbir ırk'ta kutsanmış değildir.

O halde acilen Müslümanlar mevzilerine geri dönmeli!