Her şey İblis’in Adem’e, Adem’in kutsala isyanıyla başladı. Ve o gün bugündür, yasak meyvenin hakimiyeti hiç eksik olmadı insanlığın nefis coğrafyasından. Kutsal mekanın terkiyle, tek başına ve çırılçıplak kaldı insan. Yasak meyve, yasal olmayana sevap elbisesi giydirilmiş günahlardır. Yasak meyve hem elinde olandan vazgeçmedi, korudu, hem de yasak olanın cazibesini bütün insanlığa tattırmadan geri durmadı. Bir’le yetinmedi, hep ikircikli bir hayat yaşattı ince ruhlu dünyamıza.
Yanındakinin teslim olmuş mükemmelliğini küçük nazlarından dolayı takdir etmeyip , ötekinde ki en küçük zevk nüansının insanı uçuran zevk saatleri olduğunu huzurla anlatmasıdır. Mutluluğun asıl kaynağının mahrem sınırlarını zorlayan gayri meşru tatlar olduğunu düşünürken, diğer yandan ise yanındakileri münafıkça, iyi öğretilerle mutlu ederek zihnin sorgulama düzeyini körleştirmektedir.
O andaki kınama ve çekiştirilmeyi arlanma duygusunun karşısında ezilmeden doğrudan karşıdakinin söyleyeceği afyoncu sözlerin tahrik ettiği hedonist bir orta yol hastalığına tutulmaktır. İki şey arasında incitmeden, kırmadan tutunup , birinde yanmak diğerine kanmaktır. Tutkulu bir alçalmadır bu. Akıl yasak ettiği halde, duygular arzularla birleşip akla karşı isyan ederek, insanı yeniden kurtaracak kutsalı devre dışı bırakmaktatır. İçimizde uyandırdığı kör bir istek ve dürtüyü, kuralsız bir aşka dönüştürerek ne yaptığını bilmeden kendinden geçmiş ve kendine geldiğinde çöl ortasında kalmış zavallı bir ağaca dönüştürür.
Sayısız acı ve tutkulardan sonra, her yaşanılan tutkunun bizi biraz daha olgunlaştıracağına ve yücelteceğine inanarak iyiliği uygulayıp kötülüğü kurşunlamak isterken sürüp giden paradoksal haz canavarının pençesinde kıvranıp durmaktır. Yani yenileyici ruhumuzu yitirip sürekli çürüyen onarılmaz ve kuşatılmış bir mağluplar ordusunun ıslah olmaz bilinçaltı hakimiyetine teslim olmaktır. Yasak meyve çok zaman muhteşem bir rüya gibi görünür insana. İçindeki maraz kırıntılarını ya bir türlü göremeyiz yada görmek istemeyiz.
Yasak meyve adamı cennetten çıkardığı günden beri insanda mümkün rüyalara dönüşerek ulaşılması kolay olan arzuları düz arazilere çıkarmıştır. Bu insan doğasının kendi içinde günahsız bölgeler yaratıp o andaki cezayı erteleyerek yasak olan her şeyin tadına varmış ve artık tükenen bir fizyolojik değişim den sonra af dilemek. Eğer kabul görürsen Adem gibi güzel hoş mekana buyurulmaktır. Kabul görmezsen İblisle beraber lanetlenmektir.