Bu sene ikincisi yapılan YKS sınav sisteminin birçok noktasında problemli alanların yer aldığı görülmektedir. Önceki sistem olan YGS sisteminde seçme noktasında daha fazla belirleyici kriterler varken, şimdiki YKS sistemi ise temel yeterliliklere dayalı olarak öncekine göre daha yüzeysel bir ölçüm sağlıyor. Bu durum ise beraberinde şöyle bir problemi getiriyor. Temel yeterlik becerileri ayrıntılı olarak sorularda yer almadığı için başarılı öğrenciler açısından olumsuz bir durum oluşmakta, diğer yandan da başarı durumları zayıf olan öğrenciler için olumlu bir durum oluşturmaktadır. Ayrıca YGS tarih, coğrafya, din, felsefe ve fen soruları ile ders çeşitliliği açısından avantajdı fakat bu derslerin soruları da YKS sistemi ile kaldırıldı. YKS ile öğrenciler aslında avantajlı durumda değil. Başarıyı ölçme açısından törpüleme oluştuğundan dolayı bilenle bilmeyen ayırt edilemeyecek düzeyde bir sınav sistemi oluşmuş bulunuyor. Yani kısacası soruların az olması milyonlarca öğrencinin girmiş olduğu bir sınav için ölçülendirmede çok da yeterli olmamaktadır. YGS’ de öğrencilerin eşit ağırlık (TM) puanları hesaplanırken coğrafya, matematik, tarih, felsefe, edebiyat soruları çözmesi gerekiyordu. Şimdiki sistemde ise Türkçe, edebiyat, matematik, coğrafya soruları çözmesi yeterli. Hukuk fakültesini kazanmış bir öğrenci tarih ve felsefe soruları çözmeden kazanmış olacak. Bu durum ise hukuk öğrencisinin diğer disiplinlerden faydalanmasını engellemiş olacak. Yani öğrenci belli disiplinler arasında sıkışıp kalacak. Bu durum ise önümüzdeki yıllarda bu alanlardan mezun olacak öğrencilerin diğer disiplinlerden faydalanmasını engellediği için entelektüel birikimlerden uzak kalmasını sağlayacaktır. Yani coğrafya bilmeyen tıpçı yetişecek, edebiyata ilgisi olmayan diş hekimleri yetişecek, felsefe ve tarih bilmeyen hukukçular yetişecek.
Aslında yeni YKS için yapılan eleştirileri bir adım öteye taşırsak; Toplumsal manada sınav sistemi ve eğitim sistemi ile ilgili ciddi yapısal değişikliklere ihtiyaç duyulmaktadır. 2,5 milyon kişi ve bunların ailelerini de işin içine katarsak 7-8 milyon kişi sadece bir sınava bağlı olarak gelecekteki yaşamlarını inşa etmeye ve bu sınav doğrultusunda meslek seçimi yapmaya endekslenmiş durumdalar. Bu çok da doğru bir beklenti değil. Çünkü buna istihdam alanı yetmez. Diğer taraftan toplumun ara elemanlara da çok ciddi şekilde ihtiyacı var. Elektrik ustasına, tesisatçıya, kuyumcuya tamirciye vb. bir sürü meslek grubuna ihtiyacı vardır. Şu anda toplum içerisinde bu işleri yapanlar yok mu? Elbette var. Sıkıntı, profesyonel bir şekilde eğitimini alıp topluma hizmet verme noktasında değil de daha çok profesyonellikten uzak, merdiven altı çalışılan yerlerde bu tür işleri öğrenmeye çalışma da. İstihdamı ve ara elaman kalitesini artırmada bunun en güzel yolu öğrencileri ilkokuldan itibaren ve mesleki ortaokullar açarak öğretmenlerin, rehber öğretmenlerin yönlendirmesi ve velinin katılımı ile mesleki ortaokullara ve de doğru alanlara yönlendirme yapılırsa öğrenci, ortaokul ve lise yaşamı boyunca en azından kendi alanına yönelik ciddi bir mesleki eğitim almış olur. Akademik becerileri iyi olan öğrenciler için ise üniversitelere yönelik sağlıklı yönlendirmeler yapılırsa en azından üniversitede daha kaliteli eğitim gerçekleşir. O halde Mesleki Ortaokulların ve Mesleki Liselerin kalitelerini artırarak ve buralardan mezun olacak öğrencilerin alana özgü belgelerle devlet tarafından ciddi bir şekilde desteklenirse bu öğrencilerin üniversite sınavına girmeden istihdamı sağlanmış olacak. Üniversite sınavında bu kadar yığılma olmayacak. Sadece akademik becerisi iyi olan öğrenciler üniversite sınavlarına girerek yerleşme imkânı bulacaklar. Dolayısı ile kaliteli bir eğitime sahip olmuş olacaklar. Diğer bir eleştiri konusu da süre yetersizliği. TYT sınavındaki 1.oturumun soru sayısı 120, süre ise 135 dakika. Birçok öğrenci soruların çözümünü yetiştiremediğinden soruları boş bıraktılar. Koca bir yıl çalışmaya 135 dakika oldukça az, bu süre en az 150 dakika olmalı. Ya da 180 dakika olsa kıyamet mi kopar? Diğer bir sorun da öğrencilerin tuvaletlere çıkamaması. Hasta olan öğrenciler için (ör: şeker hastaları) bu yasak kalkmalı.