Önce bir uğultu geldi.
Öyle bir uğultu ki, ben o sesi daha önce hiç duymamıştım.
Kulakları sağır eden bir uğultu.
Kalpleri titreten bir uğultu.
Sonra bir beşik gibi sallanıp durdu oturduğum ev.
Allah’ım, ne oluyordu acaba?
Aklıma Hac Suresi’nin birinci ayeti geldi; “Ey insanlar, Rabbinize sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azâbından korunun. Kıyametin kopacağı andaki deprem Rabbinizin kanunlarının eseri çok müthiş bir olaydır.”

Ve o sallantı devam etti.
Çocuklar bağırıyor, sesler bir birine karışıyor.
Tıpkı rabbimizin Hac Suresi ikinci ayetinde buyurduğu, “Onu gördüğünüz gün, bütün emzikli kadınlar; çocuklarını bile unutup bırakır, her gebe kadın, çocuğunu düşürür ve insanları sarhoş görürsün, fakat sarhoş değildir onlar, ancak Allah'ın azabı pek çetindir.” ayeti vuku buluyordu.
Ve durmuyordu yeryüzü.
Bir beşik gibi sallanmaya devam ediyordu üstündekilerle beraber.
İçindekilerle beraber.

Ne diyordu rabbimiz Zilzal Suresi’nde;
Yeryüzü kendine has bir sarsıntıya uğratıldığı, içindekileri dışarıya çıkarıp attığı ve insan, "Ona ne oluyor?" dediği zaman,İşte o gün, yer, kendi haberlerini anlatır.Çünkü Rabbin ona (öyle) vahyetmiştir.O gün insanlar amellerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük kabirlerinden çıkacaklardır.Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükafatını görecektir.Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir.

O müthiş sarsıntı devam ediyordu.
Sanki kızmıştı yeryüzü üstündekilerine, içindekilerine.
Hem de şiddetli bir kızgınlıktı bu.
Ne olmuştu da bu kadar kızmıştı yeryüzü.
Yada ne olmuştu da yeryüzü bu kadar kızdırılmıştı.
Hayır hayır, kızan yeryüzü falan değildi.
Yeryüzü de kim oluyordu.
Yerin ve göğün ve içindekilerin yegane sahibi emretmişti o yeryüzüne.
Ve sarsıntı bitti.
Onbinlerce kardeşimiz hayatını kaybetti.
Rabbim hepsine rahmet eylesin.
Şimdi bu yaralarımızı sarma ve acılarımızı paylaşma zamanı.
Hiç bir iyiliği küçümsemeden hem de.
Birbirimize sahip çıkmalıyız.
Bir de “Türkiye’ye tank göndermeye gerek kalmadı” diyen alçaklara inat.
Birbirimize sarılmalıyız. Sağduyulu ve aklı selim davranışlarımızın sermayesi merhamet ve feraset olsun. Allah a hamdolsun ki biz dünyanın dört bir yanına yayılmış fertleriyle onları çıldırtacak büyüklükte bir aileyiz ve bu ailenin mensubu olmayı göğsümüz de bir şeref nişanesi biliyoruz…