Dünya kuruluğu günden bu yana hak ve hakikatı gizleyenler hem kendilerine hemde kendilerinden gizlediklerine zarar vermişlerdir.
Bir bağlamda kendileriyle beraber karşısındakini de karanlıkta bırakmışlardır.
Yada o karanlık ve zulmün biraz daha uzanmasına sepep olmuşlardır.
Bugün de aslında durum dünden çok farklı değil!
Aklın, vayhin önüne geçtiği ve dengelerin ön plana çıktığı bir çağda ne yazık ki karanlık ve zulüm devam ediyor.
Böyle gittiği sürece de devam edecek!
Doğruya yanlış, hakka batıl diyenlerin cirit attığı ve çoğaldığı bir çağda, batıla batıl diyeceklerin ne zan ortaya çıkacak cidden merak konusu.
Batılın batıl olduğunu bilenlerin bu batılı kuytu köşerde söylemeyi bırakıp şehrin orta meydanlarına acilen inmesi gerekir.
Aksi halde "iyi bir dünya kurmak istiyoruz" söulemleri havada kalacak!
Hem kalıyorda zaten!
Oysa Allah cc kendi kitabında onu okuyan ve ona iman edenlere açık bir şekilde "Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol" diyor.
Bunun yanısıra Haşr Süresinde "Peygamber size ne verir (ve ne buyurur)se onu alın. Sizi neden men'ederse ondan sakının. Allah'tan korkun. Şüphesiz ki Allah'ın azabı şiddetlidir" buyuruyor.
Bu ümmetin alimlerinin ve onlara tabi olanların artık "Bu ülkede mülkün sahibi Allah cc 'ın uygulanmasını emrettiği ne ne varsa hepsini talep ediyoruz. Yasakladığı ne varsa ona da karşıyız" demeleri gerekmez mı?
Bunu söylememek ve arkasında durmamak bu topluma fayda değil zarar getiriyor.
Kısacası birbirimize Ali Cengiz Oyunu oynamayı bırakalım artık!
Şimdiye kadar uyguladığımız bu "akıllı" yöntem bize ve topluma bir fayda sağlamadı.
Artık Hakka hak diyelim, Batıl'a batıl!
Çünkü Mülkün sahibi Allah!
Biz ise sadece ve sadece Allah'ın kullarıyız!
Onu emrettiklerini söylemekle, yapmakla mukellefiz!
Bizler Müslümanlar olarak aklın değil vayhin muhataplarıyız!