İmam Gazali “Bedenine değil kendine değer ver, ve gönlünü olgunlaştır. Çünkü kişi; bedeni kadar değil, ruhu kadar insandır” demişti. Bu sözün üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen dünya bugün bu sözün özüne muhtaç durumda!Hem de sayı bakımından bugün 8.5 milyara yaklaşan bir nüfusuyla…

İnsanoğlu belki içinde yaşadığı çağda çok şeyi elde etti! Teknolojiden, hızlı iletişime, elinin altında bir tık kadar yakın ve hazır bilgiden, ışınlama seviyesine kadar gelen ulaşıma kadar! Kısacası ona lazım ne varsa hepsini buldu ve aldı! Ama bunları bulurken kendini kaybetti insanoğlu! Kendini kaybedince de her şeyi kaybetti! Çünkü araç değil amaç olduğunu unuttu insanoğlu! Hal böyle olunca ortaya kaos, kiriz ve savaşlar baş gösterdi! Oysa tüm bunlar sebebi elbette ruhu ile alakalıydı! Sınırlı bir ömre sınırsız isteklerle başlayınca ortaya da ruhunu kaybetmiş bedenden müteşekkil bu tablo çıktı! Çünkü ortada insanı en iyi bilen, yola koyan, koruyup kollayan İslam yoktu! İslam’ın hayata hakim olmadığı bir zamanda ise yeryüzünde yaşayan herkes ziyandadır! Bu geçmişte de böyledir, gelecekte de hep böyle olacaktır! İslam ortadan kalkınca, dünya’ya barış, huzur ve medeniyet getireceğini iddia eden Batı düzeni Allah’ın değil, şeytanın ardına düşünce her tarafı ateşe verdi.

Alev Alatlı’nın tabiriyle, “Avrupa 'aydınlanma'sı, insanlığın dini dogmalardan silkinip, ‘akıl ve mantık' yolunda ilerleyeceğini vaad etmişti. Olmadı. “İnsanı evrenin merkezine yerleştirmek niyetiyle döşenen yol, eşrefi mahlûkatın rakamlara indirgendiği, sarf malzemeleri misali muhasebeleştirildiği, ülkelerin sınırlarının cetvelle çizildiği, mekanik olduğu kadar da acımasız ve kaba bir dünya görüşüne evrildi” Şimdi gelinen noktada insan, hem bireysel hemde toplumsal olarak ya kendini (ruhunu) yeniden bulma yolunu (İslam sarılarak) seçecek, yada helaka (Batı uyarak)) doğru savrulmaya devam edecektir! Ne diyordu Âl-i İmrân Suresi 85. ayette alemlerin rabbi , “Kim İslâm'dan başka bir din ararsa ondan asla kabul edilmeyecek ve o ahirette de zarar edenlerden olacaktır” Üçüncü bir yol ve yöntem yok!