Bazı yollar yalnızca iki noktayı birbirine bağlamaz. Bazı yollar, ülkelerin kaderini, bölgelerin geleceğini ve toplumların birbirleriyle kuracağı ilişkileri değiştirir.
Zengezur Koridoru da bu anlamda yalnızca bir ulaşım projesi değildir. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki fiziki bağlantının güçlendirilmesi, Türk dünyasının batı ile doğu arasındaki ulaşım ağının yeniden şekillenmesi ve Güney Kafkasya'nın ekonomik geleceğinin yeniden tasarlanması açısından stratejik bir projedir.
Bugün Zengezur denildiğinde aslında çok daha büyük bir jeopolitik tabloyu konuşuyoruz.
Türkiye açısından Zengezur neden önemli?
Türkiye, Asya ile Avrupa arasında doğal bir köprü konumunda bulunan ülkelerden biridir. Ancak köprü olmak yalnızca coğrafi konumla değil, bu konumu etkin ulaşım ve ticaret ağlarına dönüştürmekle mümkündür.
Zengezur Koridoru'nun hayata geçirilmesi, Türkiye'nin Azerbaycan üzerinden Hazar Denizi'ne ve Orta Asya'ya ulaşımını daha güçlü ve alternatif bir güzergâha kavuşturma potansiyeline sahiptir. Böylece Türkiye'nin Orta Koridor'daki rolü daha da güçlenebilir.
Bu durum yalnızca yük taşımacılığı açısından değerlendirilmemelidir. Demiryolları, karayolları, lojistik merkezleri, enerji hatları, dijital bağlantılar ve sınır ötesi ticaretin gelişmesiyle birlikte koridor boyunca yeni bir ekonomik ekosistemin oluşması mümkündür.
Türkiye açısından Zengezur'un bir başka önemli boyutu ise Nahçıvan'dır.
Bugün Türkiye'nin Azerbaycan ile doğrudan kara bağlantısı Nahçıvan üzerinden gerçekleşmektedir. Zengezur güzergâhının etkinleşmesi, Türkiye-Nahçıvan-Azerbaycan bağlantısının daha bütünleşik bir yapıya kavuşmasına imkân sağlayabilir. Bu nedenle Zengezur, Türkiye açısından yalnızca Azerbaycan'a ulaşan bir güzergâh değil; Türk dünyasına açılan önemli kapılardan biri olarak görülmelidir.
Azerbaycan açısından Zengezur'un anlamı
Azerbaycan açısından bakıldığında ise mesele daha da stratejik bir nitelik taşımaktadır.
Azerbaycan'ın ana karası ile Nahçıvan arasındaki bağlantının güçlendirilmesi, ülkenin ulaştırma bütünlüğü ve bölgesel ticaret kapasitesi açısından büyük önem taşımaktadır. Aynı zamanda Azerbaycan'ın Türkiye üzerinden Avrupa pazarlarına ve Türkiye üzerinden küresel ticaret ağlarına erişimini çeşitlendirebilecek bir imkân ortaya çıkmaktadır.
Bakü-Tiflis-Kars demiryolu, TANAP ve diğer bölgesel projelerle birlikte değerlendirildiğinde Zengezur Koridoru, Azerbaycan'ın bölgesel ulaşım ve enerji merkezlerinden biri olma hedefini destekleyebilecek yeni bir halka niteliğindedir.
Burada önemli olan nokta şudur:
Zengezur yalnızca bir koridor değil, birbirine eklemlenen ulaşım, ticaret ve ekonomik iş birliklerinin oluşturabileceği daha geniş bir bölgesel ağın parçasıdır.
Zengezur ve Türk dünyası
Zengezur'un önemini yalnızca Türkiye ve Azerbaycan sınırları içerisinde değerlendirmek eksik olacaktır.
Orta Asya'daki Türk Cumhuriyetleri ile Türkiye arasındaki ticaretin gelişmesi için Hazar Denizi'ni aşan güzergâhların etkinliği büyük önem taşımaktadır. Azerbaycan bu ağın en kritik ülkelerinden biridir.
Dolayısıyla Türkiye'den başlayan bir ulaşım hattının Azerbaycan üzerinden Hazar'a, oradan Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan ve diğer Orta Asya ülkelerine uzanması, Türk dünyası arasındaki ekonomik ilişkilerin derinleşmesine katkı sağlayabilir.
Bu açıdan Zengezur, yalnızca kilometreleri kısaltabilecek bir ulaşım güzergâhı değil aynı zamanda ekonomik mesafeleri de azaltabilecek bir bağlantı noktasıdır.
Ticaret arttıkça yalnızca mallar hareket etmez. İnsanlar, sermaye, bilgi, teknoloji ve kültürel etkileşim de hareket eder.
Iğdır'ın göz ardı edilmemesi gereken konumu
Zengezur tartışılırken Türkiye'nin doğusundaki illerin, özellikle Iğdır'ın konumunun ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Iğdır, Türkiye'nin Azerbaycan'a en yakın noktalarından biri olmasının yanı sıra Azerbaycan'ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ile doğrudan sınırı bulunan tek Türkiye ilidir.
Bu coğrafi özellik Iğdır'a yalnızca sembolik değil, ekonomik ve lojistik açıdan da önemli bir potansiyel kazandırmaktadır.
Zengezur Koridoru'nun oluşturabileceği yeni ulaşım ve ticaret ağları, Iğdır'ın sınır ticareti, lojistik, depolama, taşımacılık, turizm ve hizmet sektörleri açısından yeni fırsatlarla karşılaşmasını sağlayabilir.
Ancak burada önemli bir nokta vardır:
Bir koridorun sınırlarımızdan geçmesi, o koridorun ekonomik faydasının kendiliğinden ortaya çıkacağı anlamına gelmez.
Iğdır'ın bu süreçten gerçek anlamda faydalanabilmesi için lojistik altyapının güçlendirilmesi, ulaşım bağlantılarının geliştirilmesi, gümrük kapasitesinin artırılması, yatırım alanlarının planlanması ve bölgedeki insan kaynağının hazırlanması gerekir.
Yani Zengezur yalnızca Ankara, Bakü veya bölgesel başkentlerin konusu değildir. Iğdır gibi sınır kentlerinin geleceğini doğrudan ilgilendiren bir meseledir.
Koridorun başarısı yalnızca inşaatla ölçülmemeli
Zengezur Koridoru konusunda yapılan tartışmaların önemli bir kısmı güzergâhın açılıp açılmayacağı üzerine yoğunlaşıyor. Oysa asıl mesele bundan daha büyüktür.
Bir koridorun gerçek başarısı, üzerinde kaç kilometre yol veya demiryolu inşa edildiğiyle değil ne kadar ticaret ürettiği ne kadar yatırım çektiği ne kadar istihdam oluşturduğu ve bölge ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkileri ne ölçüde güçlendirdiğiyle ölçülmelidir.
Bu nedenle Zengezur'un geleceği için ulaştırma altyapısının yanında lojistik merkezleri, serbest ticaret alanları, dijital gümrük sistemleri, sınır kapılarında hızlı geçiş mekanizmaları ve bölgesel yatırım teşvikleri de düşünülmelidir.
Türkiye açısından mesele yalnızca "Azerbaycan'a ulaşmak" değildir.
Asıl hedef, Azerbaycan üzerinden Orta Asya'ya, Hazar üzerinden doğuya ve Avrupa üzerinden batıya uzanan güçlü bir ekonomik ağın merkezinde yer almaktır.
Jeopolitik rekabet değil, bölgesel refah
Elbette Zengezur Koridoru'nun jeopolitik boyutu göz ardı edilemez. Güney Kafkasya tarih boyunca büyük güçlerin rekabet alanlarından biri olmuştur.
Ancak yeni dönemde bölgesel ulaşım projelerinin yalnızca jeopolitik rekabet perspektifinden değerlendirilmesi yerine, bölgesel refah ve ekonomik iş birliği açısından ele alınması daha doğru olacaktır.
Çünkü ticaret yolları ülkeleri birbirine bağladıkça ekonomik karşılıklı bağımlılık artar. Ekonomik ilişkiler güçlendikçe ülkelerin barış ve istikrar konusundaki ortak çıkarları da güçlenebilir.
Bu nedenle Zengezur, doğru planlandığında yalnızca Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağlantıyı değil, Güney Kafkasya'daki ekonomik entegrasyonu da güçlendirebilecek bir fırsat olarak değerlendirilebilir.
Son söz
Zengezur Koridoru'na yalnızca bir yol olarak bakarsak, önümüzdeki fırsatın büyüklüğünü kaçırabiliriz.
Çünkü mesele asfalt ve raylardan ibaret değildir.
Mesele Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ekonomik ve stratejik bağların güçlendirilmesi, Nahçıvan'ın bağlantısının geliştirilmesi, Türk dünyası ile Türkiye arasındaki ulaşım ağlarının çeşitlendirilmesi ve Türkiye'nin Avrupa-Asya ticaretindeki rolünün daha da güçlendirilmesidir.
Ve bu büyük resmin içerisinde Iğdır'ın da kendisine yeni bir rol biçmesi gerekmektedir.
Bugün atılacak doğru adımlar, yarının Iğdır'ını yalnızca Türkiye'nin doğusunda bulunan bir sınır şehri olmaktan çıkarıp, Türkiye-Azerbaycan-Orta Asya hattının önemli ekonomik ve lojistik merkezlerinden biri haline getirebilir.
Zengezur'un asıl anlamı belki de tam burada ortaya çıkmaktadır:
Bazı koridorlar ülkeleri birbirine bağlar, bazıları ise geleceği birbirine bağlar.
Zengezur, doğru değerlendirildiğinde ikinci türden bir koridor olabilir.