Ölümden çok daha ağır basıyor korkularımız!

Koca kalabalıklar arasında, hepimiz yalnız, bir o kadar da kör ve sağırız.

Tabiri caizse körebe oyunu oynuyoruz…

Ve hepimiz Pablo Picasso'nun o Guernica resmi gibi paramparçayız

Sormadan sorgulamadan içi boş bir hayat trenine binmiş gidiyoruz!

Kimse niye bindiğine ve nereye gittiğini sormuyor bile!

O ezber treni her dönüşünde, kültüründen ve inancından kopardıklarını, gaz odalarına boşaltıp geliyor.

Hiçbirimiz “yeter artık binmeyin o trene” demeye bile cesaret edemiyor.

O trene binen de, bekleyen de susuyor.

Ve susuldukça daha hızlı oluyor ölümlerimiz

Çünkü korkularımız ölümden daha ağır basıyor.

Oysa kurtuluşumuz tek bir çığlıkla mümkün olacak kadar basit!

Bu tren gaz odalarına gidiyor demek yeterli olacak.

Ve herkes uyanacak!

Dedim ya herkes susuyor!

Ezberlerimiz ve korkularımız öldürüyor bizi

O lanetli korku ve ezber treni gruplara ayırıp gaz odalarına boşaltıp geliyor her seferinde bizi

En büyük katilimiz korkularımız ve ezberlerimiz oluyor bizim

Kim neyi ve niçin savunduğunu bilmiyor ve sorgulamıyor da!

Niçin savunduğunu bile düşünmüyor.

Tüm ömrümüzü bu çarpık sistemi sırtımızda geçirmekle tüketiyoruz!

Dahası bu sistemi daha fazla yaşatmanın erdemliliği konuşuyoruz!

Oysa insanı köle yapan tüm sistemler hayatımız içinde ağır bir yüktür!

Birer arızadır, zarardır dünyadaki tüm canlılar için!

Ama maalesef susuyoruz.

Sorgulamaya bile cesaret edemiyoruz

Oysa Musa’nın asası dediğimiz Allah’ın kitabı elimizde sağlam bir şekilde duruyor.

Onu ortaya attığımız an bütün yılanlarını yutacak ve yalanlarını gün gibi ortaya çıkaracaktır.

Firavun’un tacını ve tahtını yıkmakla kalmayıp, sihirbazların hidayetine de vesile olacak.

Yeter ki bu korku ve narkozdan kurtulup Asa’yı yere atalım.

O cesareti bulalım.

Dedim ya korkuyoruz işte!

Bu yüzden de aklımızı vahyin önüne koyuyoruz!

Hal böyle olunca korkularımız sonumuz oluyor!