HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu iki gün boyunca Gaziantep’te çeşitli temas ve ziyaretler gerçekleştirdi.
Önceki gün de basın mensuplarıyla kahvaltıda bir araya geldi.
Açık ve net konuşuyor Zekeriya Yapıcıoğlu.
Daha da önemlisi tebessüm ediyor.
Bana göre tebessüm, karşısında bulunduğu kişinin kalbini ve gönlünü açmanın anahtarıdır.
Bu yüzden ben tebessümü özellikle siyasetçiler için çok değerli buluyorum.
Ve bu toprakların kökünden bahsediyor Yapıcıoğlu.
Sonuçların değil, sebeplerin üzerinde duruyor.
Var olan sorunların çözümüne yönelik kullandı dil, tabiri caizse tam soy ismi gibi
Kullandığı her kelimenin sonunu hesap ederek konuşuyor.
Yapıcıoğlu konuşurken kendi kendime, “evet siyasette özlediğimiz dil tam olarak budur” dedim.
Bundan yoksunuz uzun zamandır.
Altılı masa dedikleri muhalefet, iktidarın yaptığı tüm hizmetleri yok sayarken, iktidar da neredeyse hiçbir konuda yanlış yapmadığını iddia ediyor.
Oysa ikisi de yanlış.
Bu iki bakış açısı da sorunlu birer bakış açısıdır.
İlkelerden ve istikametlerden ödün vermeden konuşuyor Sayın Yapıcıoğlu.
Dahası, iktidarı ele geçirme mücadelesi gibi bir derdi de görünmüyor HÜDA PAR’ın.
Yapıcıoğlu, “halka hizmet etmek için illa iktidar olmak gerekmez, muhalefetteyken de hizmet yapılır” düsturunu ortaya koyuyor.
Ve ekliyor, “Madem biz siyasi bir partiyiz, o halde her hal ve şartta halka hizmet etmeliyiz” diyor.
Zekeriya Yapıcıoğlu, varolan sorunları çok net görüyor ve real çözümler sunuyor.
HÜDA PAR’ın Türkiye siyasetinde ortaya koyduğu bu bakış açısını şahsen ben kıymetli buldum.
Ancak şunu da söylemeliyim, bu siyaset anlayışı ve bu bakış açısı sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en zor siyasetidir.
İktidarı değil, hak ve hakikati hedeflemek her babayiğidin karı değildir.
Bu anlayış HÜDA PAR’ı belki kısa zamanda iktidar yapmaz ama halkın gönlünde ve zihninde güzel bir yere oturtur.
Hem zaten Müslümanın hayat felsefesi de, haksız bir zafer elde etmektense, haklı bir yenilgiye razı olmak değil mi?
Sanırım rızâ-yı ilâhî’yi kazanmanın yolu da buradan geçiyor.
Örneğin, “başörtüsüne anayasal güvenceye” ile ilgili “İnancı gereği başını örten insanların başını örtüp örtemeyeceğine ilişkin herhangi bir hukuki düzenleme yapılmasını doğru bulmuyoruz. (Allah’ın emri var ve bu bizim için yeterli bir güvence) ancak Türkiye'nin de normal bir ülke olmadığını bildiğimiz için başörtüsüne anayasal güvence istiyoruz.” diyor.
Dedim ya sorunları ortaya koyarken de, çözüm önerilerinde bulunurken de halkın tabiriyle siyaset yapmıyor sayın Yapıcıoğlu.
Gayet anlaşılır ve düz konuşuyor.
Çözüm önerilerini siyasetin sıçrama tahtası olarak da kullanmıyor.
Kısa ve öz söyleyeyim ki, Türkiye siyasetinde HÜDA PAR’ın geleceği aydınlıktır.