William Shakespeare "Değerli adam için şeref, hayattan çok daha ağır basar" demişti.
Bu sözün üzerinden nice seneler geçip gitmesine rağmen bu söz değerini hiç kaybetmedi.
Dahası giderek de değer kazandı.
Sahi neydi bu hayat ve biz insanoğlu neyin peşindeydik!
Herhalde birkaç günlüğüne yemek, içmek ve yatmak için gelmemişti insan!
Yada servet kazanıp kazandığını da tekrar bu dünya da bırakmaya değil!
Hele bu dünya için yarın gideceği yeri harebe etmeye hiç değil!
Evet, sanırım böyle birşey için gönderilmemişti bu dünya'ya insanoğlu!
Peki hal böyleyken ne oluyordu bu insanlara!
Neden birbirlerini kandırıyorlardı!
Neden boş yere yalan söylüyor, ve birbirlerini aldatıyorlardı!
Elbette bu bir imtihandı ve elbette şeytan boş durmayacaktı!
Ancak kesin olan birşey vardı ki her halükarde insanoğlu aldanmıştı, aldanıyordu!
Bunun en bariz hali ise şu yaşadığımız 21 yüzyılda oluyor!
Şöyle bir etrafınıza bakın ve görün içi boş bir hayatı!
Öyle bir hayat ki içi boşaldıkça şekilmez bir hal alıyor!
Hafiflemesi gerekirken giderek ağırlaşıyor!
Paslı bir tren vagonuna benziyor tabiri caizse.
Çünkü topyekün bir aldanış var ortada!
Kuyu bir karanlığın içinde derin bir uykuya dalmış herkes!
Hz. Ali (r.a) efendimizin "İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar" sözü en çok bu zamanın insanlarını anlatıyor sanki!
Dahası kimse de uyanmak istemiyor bu gaflet uykusundan!
Tıpkı bir karbonmonoksit zehirlenmesi yaşıyor tüm insanlık!
Oysa Allah cc bundan 1500 sene evvel Muhammed aleyhisselam'ın vasıtasıyla tüm insanlığı uyarmıştı "Asra yemin olsun ki, İnsan mutlaka ziyandadır. Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır."
Şimdi acilen bu insanlığı uyandıracak bir mehdi lazım!
Yoksa insanlık bu derin uykudan uyanmadan helak olacak!