Bilirsiniz ki dünyadaki bütün ihtilafların ve çatışmaların kaynağı ya iki bâtılın veya hak ile batılın birbirleriyle olan mücadelesidir. “Müslümanlar arasına atılan kavmiyetçilik ve cinsiyetçilik yani ırk ve cinsiyet ile üstünlük taslanması, memleketin en mühim meselelerindenmiş gibi gösterilmesi Meşrutiyet ile başlar. Bu da cahillikten dolayı Avrupa’dan edindiğimiz İslam için kanser denilecek kadar tehlikeli bir yabancı bid’attir. Zaten Avrupa’nın daima en kötü şeylerini almak, iyi şeylerini de bozmadıkça tatbik etmek, bizim en çok dikkat çeken felaketlerimizden biridir.”

İnsana değer kazandıran; soy, sop, mal gibi şeyler değil, ilim, ahlak, fazilet gibi değerlerdir. Ama tüm değer ölçülerinde İslam'a ters düşen şeytan, ırk meselesinde de aldanmış ve aldanmaktadır. Şeytanın üstünlük ölçüsü, beni ateşten yarattın Âdem’i topraktan yarattın iddiası.

Maalesef günümüzde de beni Türk yarattın ben kürt ten üstünüm veya ben kürdüm Türk ten üstünüm gibi anlamsız, değer ölçülerini kaybetmiş, insanları birbirine kırdıran, şeytani zihniyet.

 

Allah Rasulu: Hiçbir milletin diğerine üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir."

ALLAH-u Teâla bize “Müslüman” ismini beğenip seçmiştir. Bu bizim boyamızdır, rengimizdir, kisvemizdir. Bizler Müslüman sıfatını karşılamayan, eş anlamı taşımayan başka bir sıfatla kendimizi tanımlayamayız. Kur’an diliyle Müslümanlardan sayılma manasına gelebilen millet kavramına başka manalar yükleyerek “milliyetçiyiz” demekle meseleyi kurtaramayız.Türkçülük,Kürtçülük,Lazcılık,Arapçılık,farscılık vs.gibi Allah katında hiçbir kıymeti olmayan ama İslam düşmanlarının gafil Müslümanları avladıkları,nefsani sözcükten başka bir şey olmadığını bilmemiz lazım.

 

Şerefli bir millete ait olmak isteyenler bilmelidir ki en şerefli millet(ümmet) olmanın tek yolu “la ilahe illallah Muhammed’en Resulullah” deyip bu kelimenin gereklerine göre yaşamaktır. “La ilahe” derken ırkın, soyun sopun ilahlaştırılmasına da “La” denilmelidir. Ataların yaptığı iyiliklerin ve kötülüklerin bize olan yansıması ibretten başka bir şey değildir. Her insan kendi döneminden mesuldür. Kendi döneminin izzeti ya da zilleti ile yaşar.

Irkçılık ile övünenlere hadisi şerif: “Irkçılık davasına kalkışan ona değer veren bizden değildir. Asabiyet üzerine savaşan da bizden değildir. Keza ırkçılık üzerine ölen de bizden değildir.” “İster yalnız kalbiyle taraftarlık ederken, ister lisanı ile davet ederken, isterse bizzat savaşırken öldürülen kimsenin ölümü cahiliye ölümüdür.”

Cahiliye adetlerinde kalma kavmiyetçilik duygusu, yıllarca Müslümanların birbirlerine üstünlük sağlamak için savaştıkları, Müslüman kafir ayrımı yapmadan öldürdükleri bir gerçek.Şer güçlerin istekleri ve planları yıllarca İslam topraklarında uygulandı ve tuttu.Tam bilinçli dediğimiz Müslümanlara dahi sirayet ettiğine şahit oluyoruz.Bu gerek konuşmalarında ve de gerekse yazılarında.Bir bakıyorsun kürt mollalar türk mollalar gibi söylemler de bile ırkçılık kokmakta.Bu tahammülsüzlük niye anlamak gerçekten çok zor.Bunun vebalı türküm veya kürdüm diyen alimlerin üzerine bu böyle biline

İsanın kendi iradesi olmadan olan bir olaydan veya oluşumdan dolayı övünmesi gerçekten aptallıktır.buna örnek olarak, kişinin  ırkını nesebini veya kavmini şeçmesi gibi.

Asırlar önce ashabı kiramı Cemel olayında birbirine düşürmeyi başaran Yahudi Abdullah ibni Sebe’lerin bugünkü torunları yine aynı görevlerini icra ediyorlar. Irkçılık hareketlerinin kurmay kadrolarının şecereleri (öz geçmişleri) incelendiğinde bu kişilerin çoğunun Yahudi, Ermeni ve diğer başka ırklardan olduklarını ibretle göreceğiz.

Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:“Kim cahiliye adeti olan kavmiyetçiliğe çağırırsa o cehennem topluluğundandır.” Bunun üzerine bir adam şöyle dedi:“Ya Rasulallah! Namaz kılsa, oruç tutsa da mı?”Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:“Evet, namaz kılsa, oruç tutsa da böyledir! Sizler Allah (c.c)’ın sizi isimlendirdiği şeye çağırın! Allah (c.c) sizi müslüman, mümin ve Allah (c.c)’ın kulları olarak isimlendirdi. İşte siz insanları buna çağırın!”

Allah ırkçılık belasında bizleri korusun.(âmin)