“Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allaha karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.”( Hucurat/10)
“Şarktaki müslümanın ayağına bir diken batsa ve onun acısını kalbinde hissederek ‘ah’ demeyen garptaki Müslüman gerçek anlamda iman etmemiştir” diye ifade eden Hz. Muhammed’e ümmet olma bahtiyarlığına eriştim diyen Müslümanların “Hep birlikte Allahın ipine (Kurana) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allahın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O un bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz” (Ali imran 103) karşısında Müslümanların ramazan ayı gibi ilahi rahmetin bol olduğu ve değerini Kur’an-ı Kerimin kendisinde indirilmiş olmasından alan bu ayda bile Müslümanların birbirinin boğazını sıkmaya çalışmaları karşısında söylenecek söz bile kalmamaktadır.
Bugün geldiğimiz noktada görmekteyiz ki ramazan ayında bile İslam coğrafyası kan gölü gibi. Her tarafında kan, gözyaşı, zulüm ve işkence var. Burma, Doğu Türkistan, Keşmir, Filipinler, Afganistan, Karabağ, Irak, Batı Trakya, Libya, Somali, Eritre, Filistin, Suriye... Huzur, güven, emniyet içerisinde olan bir Müslüman ülke yok.
Dünyanın dört bir tarafındaki Müslümanlar “on bir ayın sultanı” Ramazan’a savaş, yokluk, baskı, şiddet, terör, sürgün ve işgallerin gölgesinde girmenin hüznünü yaşıyor.
Mısır’da, Hüsnü Mübarek’in 30 yıllık iktidarının devrilmesinden sonra ilk defa yapılan seçimle iktidara gelen Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi, iktidara gelmesinin ilk yılında ordu tarafından yapılan darbe ile devrildi. Suriye’de rejim yanlıları ile muhalifler arasındaki çatışmalar 3 yıldan fazla süredir devam ediyor. ABD tarafından 2003′de işgal edilen Irak, yıllarca savaşın getirdiği her türlü olumsuzluğu yaşamasının ardından, Ülkede ABD’nin çekilmesinin ardından başlayan gerginlik, Sünni-Şii çatışmasına doğru gidiyor. Doğu Türkistan da,Myammar da, Afkanistan da, Çeçenistan da, Filistin de ve birçok İslam ülkelerinde Siyonist işgal kuvvetleri, her zamanki gibi zulme devam etmekte.
Siyonistlerin zulmü yetmiyormuş gibi birde Müslümanlar kendi aralarındaki, iktidar kavgası, olayın vahametini gözler önüne sermekte. Yani Müslümanlar kendi aralarındaki fitneyi ve emperyalist işbirlikçileri içlerinden temizlemeden hiçbir şey düzelmez. Savaşın olduğu her bölgede, irili ufaklı grupları görmekteyiz. Bunlar birbirlerine karşı düşmana tavırlardan vazgeçmediği sürece Müslümanlar zillet içinde yaşamaya devam ederler.
Bütün İslam coğrafyası ya direkt, ya da dolaylı olarak emperyalistlerin işgali altındadır. İşgal altında bulunan İslam topraklarında namuslar heder edilmekte, ırzlar çiğnenmekte, kutsal mekânlar kirletilmekte, toplu katliamlar yapılmakta, yer altı ve yer üstü zenginlikleri talan edilmekte, Müslümanlar horlanıp izzet, şeref ve onurları ayaklar altına alınmaktadır.
Böyle bir ortamda ramazan bereketi ne derece üzerimize iner bilemiyorum.Müslümanlar böyle devam ettiği sürece,İslam coğrafyasında kardeşlikten söz etmek,hayalden öteye geçmez.