Daha önce şehir meydanlarından bahsettiğiz cümleler kurmuştuk. İnsanların bir araya geldiği, şehrin nefes aldığı kamusal boşluklardan…

Gaziantep’te de bunu en çok 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda ya da eski çarşının çevresinde hisseder insan. Kalabalığın içinde olmanın kendine özgü bir enerjisi vardır ama şehir hayatının başka bir ihtiyacı daha var: Yeşil.

Gaziantep hızlı bir şehir. Trafiği, hareketi, sürekli bir yere yetişme hali…

Hele yaz sıcağında asfaltın ve betonun verdiği o ağırlık daha da hissediliyor. Böyle zamanlarda bir parka girince insanın omuzlarının biraz düştüğünü fark edersiniz. Mesela Alleben Göleti’nin etrafında yürürken ya da 100. Yıl Parkı’nda birkaç dakika otururken.

Garip bir şey olur: şehir aynı şehir ama insanın içindeki tempo yavaşlar.

Bir ağacın gölgesi, çime basmak, uzaktan gelen su sesi…

Bunlar küçük şeyler gibi görünür ama insan zihni için gerçekten önemli.

Doğa yumuşaktır, beton ise serttir. Şehir uzun süre sadece beton olduğunda insanın zihni de biraz sertleşiyor sanki.

Bu yüzden yeşil alan meselesi sadece estetik bir konu değildir, psikolojik bir tarafı da vardır. Parkı olmayan mahallelerde çocuklar sokakta daha az oynuyor, yaşlılar dışarı çıkmak için pek sebep bulamıyor. Oysa Kavaklık’ta ya da Erikçe Ormanı’nda yürüyen insanlara bakınca şunu görürsünüz; insanlar orada biraz daha sakin.

Parklar aynı zamanda küçük karşılaşma yerleri. Bir bankta otururken yanınızdakiyle edilen kısa bir selam, çocukların birlikte oynaması, köpek gezdirenlerin sohbeti…

Bunlar şehirde güven duygusunu büyüten küçük anlar.

Bir de aidiyet meselesi var. İnsan doğayla bağ kurabildiği yeri sahipleniyor. Mahalledeki bir ağacın yıllar içinde büyüdüğünü görmek, aynı parkta her akşam yürüyen insanları tanır hale gelmek… Bunlar şehri gerçekten “yaşanan” bir yere dönüştürüyor.

Üstelik mesele sadece büyük parklar değil. Bazen bir sokakta duran tek bir ağaç bile fark yaratabiliyor. Gaziantep’te eski mahallelerde bunu hala görmek mümkün. Bir evin önündeki asma, küçük bir bahçe, duvarın üzerinden sarkan bir ağaç dalı…

Şehrin sertliğini biraz kırıyor.

Şehir planlamasında genelde metrekareler konuşuluyor ama belki başka bir şeyi sormamız gerekiyor: Bir Gaziantepli yürüyerek kaç dakikada bir ağacın gölgesine ulaşabiliyor?

Çünkü şehir sadece yaşadığımız yer değil; ruh halimizi de şekillendiren bir ortam.

Meydanlar bizi birbirimize yaklaştırır. Yeşil alanlar ise insanı biraz kendine döndürür.