Şehirde meydanlar hâlâ var aslında. Parklar da var, sokaklar da…

Fakat günlük hayatta insanlar nerede buluşuyor diye düşününce cevap çoğu zaman aynı oluyor: kafelerde.

Bir bakıyorsunuz, bir masa dolusu laptop. Yan masada iki kişi toplantı yapıyor. Başka bir köşede biri tek başına kahve içiyor, telefona bakıyor. Saatler geçiyor ama kimse pek acele etmiyor.

Eskiden kafeler sadece kahve içilen yerlerdi sanki. Şimdi biraz farklı. İnsanlar orada çalışıyor, arkadaşlarıyla buluşuyor, hatta bazen hiçbir şey yapmadan oturuyor.

Bir bakıma küçük meydanlar gibi değil mi?

İnsanlar kafeleri seviyor ve belki de sebebi şu: Orada yalnız olabiliyorsunuz ama tamamen yalnız hissetmiyorsunuz!

Etrafınızda insanlar var ama kimse size karışmıyor.

Ben bazen bunu fark ediyorum. Evde otururken yalnızlık daha belirgin oluyor ama bir kafede tek başına oturmak garip bir şekilde daha rahat geliyor.

Büyük şehirlerde kafeler önemli bir yalnızlığı dolduruyor gibi.

Ev ile iş arasında üçüncü bir yer gibi düşünün. Ne tamamen özel, ne tamamen kamusal. İnsanların kısa süreliğine nefes aldığı bir alan…