Doğruluk, özü sözü bir olma ve olanı olduğu gibi yansıtma doğruluk ve dürüstlük olarak adlandırılır. Kişiliği ve karakteri düzgün olanlar, toplum tarafında kabul gören insanlardır.

     

 

  Karekteri bozuk olanların başında yalakalar gelir. Sağlıklı düşünemezler. Tutum ve davranışlarıyla gülünç olmaktan kurtulamazlar. Çevrenin tepkilerini değerlendiremezler. Sağduyularını ve utanma duygularını yitirmiş biçimde dolaşıp dururlar. Çıkarlarına öncelik ve ağırlık verirler. Gösteri yeğledikleri yöntemdir, gösterişçilik başlıca ustalıklarıdır. Yaranma, yanaşma çabalarıyla ayırt edilirler. Yanlarına sokulmaya çalıştıkları kimseler, bunları daha güç duruma düşmemeleri, aşağılanmamaları için oldukça anlamlı ve incelik taşıyan sözlerle uyarırlarsa da kaçınmazlar, direnirler. Birilerinin yanında, ondan yana ya da onunla birlikte görünmeye, ayrıcalıklı ilişkiler içinde olduklarını kanıtlamaya uğraşır. Etiket düşkünüdür. Makam, mevki, rütbe, ün ve san bağımlılığı vardır.

Yalakalık tarihten günümüze kadar gelen ve insan yaşamı boyunca da sürecek olan bir yaşam biçimidir…

   Daha doğrusu bir yaşam biçimi ve meslek haline gelmiştir.

Tabii bu mesleği herkes beceremez, yürütemez, yüzüne gözüne bulaştırır.

Günümüz dünyasında gerek özel ve gerekse kamu alanında gün gittikçe de revaçta bir meslek haline gelmiş bulunmaktadır.

 Bu mesleği icra etmek ihtisas sahibi veya yüksek tahsil görmeye gerek yok. Kıvırmayı becerdiğinde patronun gözüne girer, layık görüldüğün makama getirilirsin.

  Bu konuyla ilgili bir hikaye geldi aklıma.

 Padişahın biri patlıcanı çok severmiş, ne zaman “şu patlıcan musakkaya bir türlü doyamıyorum” dese dalkavuğu da;

    “Aman padişahım, siz söyleyince ağzımın suyu akıyor, akşam olsa da yesek.”

Padişah imambayıldıdan söz edecek olsa “şu imam bayıldıyı icat edenin mekânı cennet olsun, nefis bir yemek, insan yemeye doyamıyor” dermiş.

     Padişah; karnıyarıktan, patlıcan dolmasından, kızartmasından, kebabından, patlıcan salatasından, turşusundan ve reçelinden söz ettikçe, dalkavuk da göklere çıkarırmış.

Gel zaman git zaman padişah patlıcandan nefret etmiş, sofraya değil yemeği, salatası, turşusu, tatlısı patlıcanın “p” harfinin gelmesini bile yasaklamış.

     “Şu patlıcan musakkanın neresini beğenirler de yerler, bir türlü anlamıyorum” dediğinde dalkavuk da padişahın sözünü tamamlarmış. “Aman padişahım bu musakkanın yenilmesini yasaklamak lazım.”

Padişah bir başka gün;

        “Bu insanlara hayret ediyorum; o kadar güzel salata çeşidi varken akşam yemeğinde tutup patlıcan salatası yiyorlar, anlamak mümkün değil.” Dalkavuk sözünü kesercesine atılarak eklemiş, “insanlarda damak zevki diye bir şey yok, en iyisi patlıcanın yetiştirilmesini yasaklamak. Adını bile duymaktan nefret ediyorum.”

      Bu konuşmaları duyan biri dayanamamış ve padişahın olmadığı ortamda dalkavuğa sormuş “yahu sen bir zamanlar patlıcanı met eder ve adeta göklere çıkarırdın, şimdi ise patlıcanı ve yemeklerini kötülüyorsun, nasıl olur da bu kadar değişebilirsin, hayret”

Dalkavuk da hemen yanıtlamış:

     “Bana bak arkadaş bana bak ben patlıcanın değil padişahın dalkavuğuyum anladın mı?”

             Bu fıkrayı duyduğumda aklıma dalkavukluk yapan insan mı kazançlı yoksa dürüst insan mı kazançlı. Eğer hayatı sadece dünya olarak görenler için elbette ki dalkavukluk ama birde işin ahiret boyutunu düşünürsek elbette ki dürüstlük.

        Allah(cc):Emrolunduğun gibi dost doğru ol. Doğruluk insanlarda bir erdemliliktir. Dalkavukluk ise rezalet ve alçaklıktır. Kaygısı Allah ve Resulü olmayan insanların kendinden üst makamda bulunan insanlara bir şekilde yaranmak için kendilerini toplumun ve insanlığın iğrendiği şekle sokarlar. Bu tip insanlar kişilik çatışması yaşarlar ve zamanla bunalım sonucu aklı dengelerini kaybeder veya toplumda dışlanırlar.

 

             Allah Resul u peygamber olmadan önce de peygamber olduktan sonrada hayatının her anı dürüstlük ve eminlik üzerine devam ettirmiştir. Tarihte bu tip insanlar var olmuştur ve var olacaktır.