İkinci Dünya Savaşından sonra dünyada değişen dengeler tüm devletleri etkilemişti. Baş döndürücü bir şekilde gelişen teknoloji toplumları yeni arayışlar içine itmişti. İletişim alanında yapılan yeniliklerle dünya adeta “küçük bir köy” haline geldi. Her şeyin anında duyulduğu bir dünyada, devri yakalamak toplumların önemli meselesi olmuştur. Gücü ellerinde bulunduran devletler bu gelişmelere çabuk uyum sağlarken zayıf olanlar için bu çok zaman aldı. Fakat günümüzde, “bilgi çağı” diye adlandırdığımız bu zaman da artık hemen hemen tüm toplumlar bu teknolojiye sahip olmuşlardır. Hiç bir şey gizli kalmamış olmasına rağmen, bazı aymazlar gerçekleri hala görmezlikte gelmekte. Şöyle desek daha doğru olur. müslümanlara karşı kin ve öfkeleri onları hem kör, hem sağır, hemde dilsiz etmiş.
Okullarını askere devretmeye kalkan, paşalara methiyeler dizdi, mektup yazdı. Asker daha demokrat beceremediniz bırakın gidin diyen,
Kendi makam, menfaati için, Müslümanlara en büyük darbeyi vuran, Müslümanları sırtından hançerleyip ve Müslümanları satandan daha büyük zalim kim olabilir.
Müslümanlar, inandı, sabretti, çile çekti, ama hiçbir zaman ümitsiz olmadı. 1000 yıl sürecek dedikleri 28 Şubat darbesini tarihe gömdü.
Hala o dönemin baş aktörü medya, sermaye, yazarlar, yargı mensuplarına hesap sorulmadı! İnşallah sorulacak, sorulmazsa bu iş eksik yapılıyor demektir. Samimi olan bir Müslüman,28 Şubatta inananlara yapılan zulmü görüpte, bu günlere nerelerden geldiğimizi anlayamıyorsa büyük gaflettedir demektir. Tabi o dönemde başörtüsüne füruat deyip başını açan, düzenin adamları Fetö ve uşakları bunu anlayamazlar.
28 Şubat post modern darbesinin asıl akrörleri İsrail,Washinton’daki İsrail lobisi ve CIA dır.
İsrail derin devleti içerideki ihanet şebekesiyle stratejik işbirliği yapmış ve Türkiye'yi bölgedeki emelleri için yanında tutmak istemiştir. 28 Şubatın baş aktörlerini bir kısmını şöyle bir hatırlayalım:
Reha Muhtar: Sürecin medyadaki sesiydi, aynı zamanda bir numaralı ajandı.
Nazlı Ilıcak: Türk gazetecilik tarihinin en kara fişleme hadisesi
Ahmet Hakan Coşkun: Güya mağdur olan taraftaydı yani bizim camiadandı.
Kemal Gürüz: O, YÖK ün dönem patronu, aldığı talimatlar üzerine üniversiteye giriş sınav sistemini değiştirerek, milyonlarca öğrencinin ve ailenin hayatını kararttı.
Nur Serter: Kemal Alemdaroğlunun gözdesi idi. Başörtüsü düşmanlığı ondan sorulurdu
Vural Savaş: Milli Görüş Lideri Erbakan’ın iki partisini kapattırdı, darbenin hukuki mevzuatı ondan sorulurdu.
Yekta Güngör Özden: O bir Anayasa Hukuku Uzmanı, bu anlamda Anayasa´da en çok hangi ihlallere kapı aralanır, hangi maddelerde boşluk var çok iyi biliyordu
Nuh Mete Yüsel: DGM lerin tek patronu,Müslüman avcısı
Recep Tayyip Erdoğan: 28 Şubat mağdurlarının başında geliyordu. Okuduğu o şiirin hayatını bu kadar değiştireceğini bilemezdi,
Süleyman Demirel: Her şeye dünden razıydı ve o bir cumhurbaşkanından çok silahsız kuvvetler komutanı gibiydi.
Mesut Yılmaz: 8 yıllık kesintisiz eğitimin “yılmaz” savunucusuydu
Fadime Şahin: 28 Şubatın yıldızıydı. Sansasyonların aranan kadını ve beyaz perdeye taş çıkartan cinsteydi.
Ali Kalkancı: Sürecin en renkli hayatı ile haber bültenlerinin vazgeçilmeziydi.Senaryonun en can alıcı noktasında idi.
Çevik Bir: Genelkurmay 2. Başkanı Bir, Şubatın baş aktörlerinden oldu. En büyük düşü; bir gün devletin televizyonuna çıkıp canlı yayında bildiri okumaktı
Hikmet Uluğbay: 55. Hükümetin Milli Eğitim Bakanıydı. Yani MGK kararlarını hayata geçirme şerefi, sonu malum
Bunlar sadece küçük bir kısmı.
Halkı etkileme görevi verilen medya görevini fazlası ile yerine getirmişti. Attığı manşetlerle halkı kandıran, olmayanı oldu gibi gösteren medya başörtüsü meselesini de yerden yere vurmuştu. Alnı secdeye giden herkes medyadan nasibini almıştı.
Her şey İsrail'in istediği gibi gerçekleşti. Aktörler bir kez daha vazifelerini yapmış olmanın gurunu yaşadılar ve üst akıl tarafından ödüllendirildiler. Batı medyası da olanları takdirle karşıladı.28 Şubat tarihe kara bir leke olarak geçti ve o zamanın aktörleri hiçbir zaman iyi hatırlanmayacaklarını bilmeleri gerekir. O günler sıradan ve basit günler değildi.
Son bir not da bugünkü Saadet partili yetkililer söylemek istiyorum:Yıllarca Erbakan’a düşmanlık edenlere bu muhabbet nerden çıktı anlayamıyorum.Aslında söylenecek çok şey var fakat şunu anladım hırs ve kıskançlık bunların gözünü kör etmiş.